Önceki gün yazıyı yazmadan önce bizim çocuklara, “liderlerin birlikte Ceylan’ın evine gidip başsağlığı dilemesi” konusunda ne düşündüklerini sordum.
Hepsi, “bunun harikulade bir jest olacağını, böyle bir şeyin gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin çok rahatlayacağını” söylediler.
Ama bunu söylerken “umutsuz” bir tını vardı seslerinde.
Aralarından biri asıl düşüncelerini açıkladı.
“Bu, bir fantezi” dedi.
“Niye?”
“Çünkü asla böyle bir şey yapmazlar.”
Büyük bir ihtimalle onlar haklıydılar ve hâlâ da haklılar.
Ülkenin siyasetine baktığınızda, bu siyasetin “çerçevesini” gerçekçi bir bakışla değerlendirdiğinizde, bizim siyasetçilerin böyle bir jesti yapmaları fikri “fantezi” olarak gözüküyor.
Gençliğimde bir zekâ testine rastlamıştım.
Birbirine paralel üçer üçer yerleştirilmiş dokuz noktayı elinizi kaldırmadan çizeceğiniz dört çizgiyle birleştirmenizi istiyordu.
Ne kadar denerseniz deneyin o dokuz noktayı elinizi kaldırmadan dört çizgiyle birleştiremiyordunuz.
Birleştirmenin tek bir yolu vardı.
Çizdiğiniz çizgi, bir noktada “çerçevenin” dışına çıkarsa dokuz noktayı birleştirebiliyordunuz.
Testte, “çerçevenin dışına çıkılamaz” diye bir kural yoktu.
Ama o çerçevenin varlığı, insanlarda “bunun dışına çıkmamalıyım” düşüncesi uyandırıyordu.
Halbuki çözüm çerçevenin dışındaydı.
Eğer bugün Türkiye’deki sorunların çözümlerini, devletin ve bizim siyasetçilerin çizdiği “çerçevenin” içinde ararsanız, çözümü bulamazsınız.
Yazının devamını okumak için tıklayın.