1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:56
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 19.09.2008
Ahmet Altan
Genç subaylar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar Ahmet Altan - Genç subaylar
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Ben askerdeyken çok sevdiğim, babayiğit, hoşsohbet bir yüzbaşım vardı.

“Bütün teğmenler Harp Okulu’ndan birer Napolyon olarak çıkar” derdi.

Gerçekten de genç bir subayın okuldan mezun olup, omuzlarına ilk yıldızını, beline altın yaldızlı meçini taktığı günü düşünsenize.

İçi hayallerle doludur.

Başı diktir, göğsü şişkin, artık bambaşka bir âlemin kahramanıdır o, gideceği ilk kıtadaki erlerinin “komutanıdır”, savaşlara katılacaktır, ülkesini kurtaracaktır, ailesine, ülkesine, sevdiklerine layık olacak, onları koruyacaktır.

Güven ve gururla yürür yollarda.

Annesi o ilk günün şerefine ona en sevdiği yemekleri yapmıştır, babası açıkça bir şey söylemese de oğlunun subaylığıyla “iftihar” ettiği her halinden bellidir, çocukluğu boyunca beklediği o gizli saygıyı belki de ilk kez o gün görür babasından, akrabalar, komşular kutlamaya gelir, mahallenin genç kızları o geçerken gözlerini süzerler.

O gün, başarıyı ve mutluluğu ruhunun her katresinde hisseder.

Bu, güzel bir duygudur.

Sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın bütün ülkelerinde genç subaylar sanırım böyle hissederler.

Ülkesi için hayatını feda etmeye razı olmanın getirdiği sorumluluğu sevinçle sırtlanırlar.

Ve, her zaman, her yerde saygı görürler.

Bu saygıyı da hak ederler.

Çünkü “hayatlarını ortaya koyacakları” bir meslek seçmişlerdir.

Askerliğin bu yanı etkileyicidir gerçekten.

Bu yiğit ve fedakâr yanı.

Ama ne yazık ki bizim ülkemizde bu genç subayların, kökünü askerlik mesleğinden alan bu haklı sevinci ve gururu taşımasına çok fazla izin verilmez.

Çünkü onlara sadece “vatanları için sınırlarda dövüşmeleri” değil, bir de “aslında vatanın asıl sahiplerinin onlar olduğu” öğretilir.

Belki bu, genç subayların gururlarını biraz daha fazla okşar ama mesleklerindeki ilk çatlak da bu yanlış eğitimden kaynaklanır.

Çünkü vatanın asıl sahibi onlar olduğu için sadece askerliği değil, bir yandan da politikayı izlemeye başlarlar.

Politika konusunda ezberlenmiş fikirler edinmek, askerlik mesleğinin inceliklerine yeni unsurlar eklemeye uğraşmaktan daha kolay ve genç bir insan için çok daha çekicidir.

“Sivillerin” her an vatanı satabilecekleri, asla çok dürüst ve akıllı olmadıkları, cahil oldukları da söylenir onlara.

Kuşkuyla bakmaya başlarlar ülkenin sivil yöneticilerine.

Hayalleri sanırım bu noktada değişmeye başlar.

Sınırlarda hayatını oraya koyma, yiğitleşme, cesaret gösterme, askerlerini ve vatanını kurtarma hayallerine, devlete biçim verme, devleti yönetme hayalleri de karışır.

Sonra da adım adım kendi gerçek mesleklerinden uzaklaşıp politikanın tatsız sularında gezinmeye başlarlar.

Askerlikten çok politika konuşurlar.

O gururla dolu ilk günlerindeki askerlik hayalleri, günlük eğitimlerin biteviyeliğine sıkışıp solmaya koyulur, eğitim saatlerinden sonra konu artık politikadır.

Politik konulara abandıkça askerliğin o kutsal cesaretinden ve fedakârlığından uzaklaşıp sıradan meselelere dalarlar.

Üstelik akıllarında “düşmana” karşı dövüşme yerine, “bu akılsız sivillerin beceriksizliğine son verme” düşünceleri dolaşır.

Bir kısmı bunun için “gizli” örgütlere de girerler.

O gizli örgütler zaten bu ülkede çok eski bir geleneğin uzantısıdır.

12 Mart döneminde Selimiye’de gördüğüm bir sahneyi hatırlarım hep.

Mehmet’le birlikte o koca kışlanın önünde, bir sabaha karşı siyah bir arabayla götürülen babamın izini ararken başımızı kaldırıp, demir parmaklıklı pencereleri olan o büyük duvarlara bakmıştık.

Bütün parmaklıklarda beyaz eldivenler vardı.

Gözaltına alınan denizci genç subaylar, o parmaklıklara tutunup dışarıyı seyretmeye çalışıyorlardı.

Biz onları değil, sadece parmaklıklara asılı kalmış gibi görünen beyaz eldivenlerini görüyorduk.

O sahneyi hiç unutmadım.

Pencereler boyunca beyaz eldivenler.

Dün altı genç subay gözaltına alındı.

İçim bir cız etti.

Onların ilk günkü hayallerini, ailelerinin sevinçlerini, gururlarını düşündüm.

Onlar şimdi gizli bir örgütün üyesi olmaktan sorguya çekiliyorlar.

Suçlu bulunurlarsa bütün gelecekleri yanacak.

O kadar gençler ki içlerinde bir kötü niyet olma ihtimali yok.

Onlara “siz vatanın asıl sahibisiniz” denmişti, onlar da vatanın sahibi gibi hareket etmenin, gizli örgütlere katılıp vatanı “akılsız sivillerden” kurtarmak olduğunu sanmışlardı.

Yanlış bir eğitim, yanlış bir sonuç vermişti.

Daha önceleri de “darbe” girişimleri hazırlayanlar, gazetelere “genç subaylar rahatsız” diye manşetler attırıp, bir zemin yaratmaya uğraşmışlardı.

Şimdi anlaşılan o “genç subayları” bizzat işin içine sokmuşlardı.

Ne insafsızlar.

O çocukların hayatlarını söndürecekler.

Bu genç çocuklara rahat vermelerini istiyorum.

Onlar o okullara asker olmak için gittiler, bunun için okudular, bunun için çalıştılar, bırakın da asker olsunlar.

Onlara askerliği öğretin, politikacılığı değil.

Artık beyaz eldivenler asılmasın o demir parmaklıklara.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Genç subaylar - Ahmet Altan
03.09.2010 06:56:55