Tarihî bir kavganın ortasındayız.
Mücadele çok keskin olduğu için herkes tarafını açıkça belirleyip yerini alıyor.
Tarafların belirlenmesinde çok da şaşırtıcı bir gelişme olmuyor.
Ergenekon konusundaki “saflaşma” bu son “yargı” kavgasında da aynen kendini gösteriyor.
Çünkü “Ergenekon” aslında devletin rahatça “suç işleme hakkına” sahip olduğuna inanan “eski cumhuriyet”in kod adı.
Susurluklar, JİTEMler, faili meçhuller, darbe planları bu “eski cumhuriyetin” olağan işleri.
“Devlet, kendi halkına karşı suç işleyebilir ve bu suçlar cezalandırılmaz” diyen bir inanış bu.
Bu inanışın savunma tarzı da, “devletin hukuka uyması halinde ülkenin başına çok kötü işler geleceği” palavrası elbette.
Bu görüşe karşı çıkanlar da, “suç işleyen devletin ülkeyi batıracağını, artık devletin suçtan arınması gerektiğini” söylüyorlar.
Devlet görevlileri tarafından işlenen suçların “sembolü” de Ergenekon olmuş durumda.
Onun için Ergenekon konusunda alınan saflar gayet “ideolojik” ve hiçbir olayda değişiklik göstermiyor.
Eski cumhuriyetin taraftarları Ergenekon’u savunuyor, “demokratik bir cumhuriyet” kurulmasını arzulayanlar da Ergenekon’a karşı çıkıyor.
Eski cumhuriyeti savunanlar, halka açıkça” biz sizi ezen bir devlet istiyoruz” diyemedikleri için “Ergenekon AKP’ye karşı, AKP muhalefeti susturmak için Ergenekon’un üstüne gidiyor” diyerek, eski cumhuriyetten bıkan ama AKP’den de hoşlanmayan bir kesimi bir süre daha kendi saflarında tutmaya çalışıyorlar.
Ama kavga çok keskinleştiği için bu kurnazlık pek sökmüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.