Her depremde, şehirleri, binaları yanlış zeminler üstüne kurduğumuz anlaşılıyor.
Niye bu kadar çok yanlış yapıyoruz?
Çünkü bence biz şehirlerden, binalardan önce devleti yanlış bir zemin üstüne kurmuşuz.
Bu devlet, Ankara’daki bir diktatörlüğü ülkenin halkına karşı korumak için biçimlendirilmiş.
Kendi insanından kuşku duyan, kendi insanına düşman bir devlet.
Kendini sağlama almış, bütün amacı da bu olmuş zaten.
İnsanları ise hiç umursamamış.
Bu anlayış da hiç değişmemiş.
Bugün de durum aynen devam ediyor.
Ama daha korkunç olan gerçek, her birimizin aynen “vatandaşı olduğumuz bu devlet” gibi bu ülkenin insanlarını küçümsememiz, umursamamamız.
Van’a gidip izlenimlerini yazan Kerem Altan’ın anlattıklarını okuyacaksınız, orada iki partinin birbirleriyle çekişmesinin organizasyonu aksattığını söylüyor.
Oradaki halka en yakın iki parti bu.
Ama kendilerini, halktan daha fazla önemsiyorlar.
Elbirliği yapmıyorlar.
Geçen gün, AKP hükümetinin atadığı vali ile BDP’li belediye başkanının bir televizyon programında yan yana gelmesi haber oldu.
O iki adamın sadece bir televizyon programında biraraya gelmesi değil, deprem olduğu andan itibaren birbirinden ayrılmaması gerekiyordu.
Eğer insanları önemseselerdi öyle olurdu.
Hazreti Süleyman’ın ünlü meselini bilirsiniz.
İki kadın gelmiş Süleyman’a.
İkisi de aynı bebeğin annesi olduğunu iddia ediyormuş.
“O bebek benim bebeğim” diyormuş.
Yazının devamını okumak için tıklayın.