Ben, “gülünç olma korkusunun” insanın önemli duygularından biri olduğuna inanırım.
Bu duyguyu kaybettiğinizde, gülünçleşmekle aranızda en küçük bir engel kalmaz, rahatlıkla o utanılacak duruma düşersiniz.
Sanırım bizim generaller bu korkudan kurtulmuşlar.
O keskin ses tonlarının, sert emirlerinin, bellerindeki silahlarının, apoletlerinin onları gülünçleşmekten kurtaracağına, ne yaparlarsa yapsınlar kimsenin onların bu yaptıklarına gülemeyeceğine inanmışlar.
Bunlar, onları gülünçleşmekten kurtarmaya yetmez.
Tam aksine, bütün bu ciddiyet ve aşırı sertlik, gülünç davranışların dozunu ve görünürlüğünü arttırır.
Generallerin çoğunun yaşı ellinin, altmışın üstünde.
Koca koca adamlar.
Cumhuriyetin seksen yedinci yılına “Cumhurbaşkanı’na küserek” giriyorlar.
Cumhurbaşkanının eşi başörtülüymüş.
E, ne olacak?
Ülkenin kadınlarının çoğu başörtüsü takıyor zaten.
Eskiden generaller, eşinin başı örtülü olan birinin Çankaya’ya çıkmasına engel olabiliyorlardı, demokrasi dışı bir güce sahip olduklarından hayatın gerçeklerini yok sayabiliyorlardı, “hayali” bir halkla hayali bir ülkede yaşayabiliyorlardı.
Bu artık mümkün değil.
Toplumun neredeyse bütün dengeleri değişti.
Generaller, başörtülü kadınlarla eşlerini yok sayacak gücü kaybetti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.