Bizimki sıkıntılı ve sıkıcı bir ülke.
Bunca derdin kederin arasında arada bir kendimize biraz eğlence bulmamız, biraz eğlenmemiz de gerekiyor.
Benim son günlerdeki eğlencem, Anayasa reformuna “hayır” diyeceklerin bu “hayır” için bulmaya çalıştıkları mazeretler.
Zor bir yükün altındalar.
Hem demokrat olmak, hem de “demokrasinin çanına ot tıkayan” bir anayasanın değiştirilmesine karşı çıkmak kolay bir iş değil.
12 Eylül Anayasası’nın değiştirilmesine “hayır” diyeceksin ve buna “demokratça” bir neden bulacaksın.
Acemi bir jonglörü seyreder gibi oluyor insan, ellerindeki topları düşürüp duruyorlar ama aynı ciddiyetle onları atıp tutmayı sürdürüyorlar.
Ne dedikleri tam anlaşılmıyor.
Sanırım, “hükümete muhalif” oldukları ve hükümetin politikalarından memnun olmadıkları için bu değişikliklere karşı çıktıklarını söylemeye çalışıyorlar.
Bizimki gibi “sistemin” gizli iktidarının mıh gibi durduğu ve “sivil iktidarları” esir aldığı ülkelerde, hem aydın, hem demokrat olmak hem de “sistemin” sürmesine yardım etmek isteyenlerin sığındığı o eski limana sığınmaya uğraşıyorlar.
Baskıcı ülkelerde “demokratlıkla muhaliflik” birbirine bağlı bir biçimde ortaya çıktığından, onlar “demokratlıklarını” muhalefetleriyle kanıtlamaya uğraşıyorlar.
Onlar, muhalifler.
Peki, neye muhalifler?
Hükümete muhalifler.
Peki, hangi noktada hükümete muhalifler?
Hükümetin sistemle çarpıştığı noktada hükümete muhalifler.
Yazının devamını okumak için tıklayın.