Dokuz insanımızın öldüğü Mavi Marmara felaketi önce büyük bir diplomatik sürtüşmeye yol açtı, şimdi de sıcak bir çatışmanın işaretlerini vermeye başladı.
Birleşmiş Milletler’in bu konudaki raporu, İsrail’e hak verir mahiyette.
“Gazze’ye silah girmesini önleyebilmesi” için İsrail’e neredeyse bütün Doğu Akdeniz’in hükümranlığını bağışlıyor bu karar.
Uluslararası anlaşmalara göre bir ülkenin karasuları en fazla “12 mil” olabiliyor, hâlbuki İsrail savaş gemileri Mavi Marmara’ya İsrail’den 72 mil açıkta müdahale etti, bu kadar geniş bir alanın İsrail tarafından kontrol edilebileceğini söylemek İsrail’e geniş bir alan açmak anlamına geliyor.
Deniz hukuku uzmanları daha iyi değerlendirecektir ama şu anda BM kararı çok “hakkaniyetli” gözükmüyor.
Hakkaniyetsiz de olsa İsrail büyük bir diplomatik zafer kazanmış oldu.
Türkiye de bu karara çok sert bir tepki verdi.
Büyükelçileri geri çekmek de dâhil olağanüstü bir sertlikle ifade edilen Türkiye’nin tepkileri arasında bir tanesi özellikle önemli gözüküyor.
Türkiye, “Ben Doğu Akdeniz’de seyrüsefer serbestîsini sağlarım” diyor.
İsrail, seyrüsefer “kısıtlamasını” savaş gemileriyle sağladığına göre, “seyrüsefer serbestiyeti” de ancak savaş gemileriyle sağlanır.
Türkiye’nin bu açıklaması şimdilik “sözden” ibaret bir tehdit mi yoksa gerçekten bu dediğini yapacak mı bilmiyorum.
Ankara’dan gelen ilk bilgiler henüz “savaş gemilerini” Doğu Akdeniz’e gönderme gibi kararın olmadığı.
Ama göndersek de göndermesek de “sıcak bir çatışmanın” ilk işaretini vermiş olduk.
Yazının devamını okumak için tıklayın.