Olağanüstü iyi haberler var Türkiye için.
Müthiş bir süratle büyüyoruz.
Dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biriyiz.
Yeryüzü işsizlikten kırılırken, insanlık için en belalı dönemlerden biri olan o “bir çağdan bir çağa geçiş” sürecinde gelişmiş ülkeler bile işsizliğe bir çare bulamazken, Türkiye’de işsizlik azalıyor.
Toplumların en büyük sorunlarından birine biz çare bulmuş gözüküyoruz.
AKP’nin yeminli düşmanlarının bile ekonomideki bu muhteşem performans karşısında selam duracaklarını düşünüyorum.
Siyasi iktidar, en azından şimdilik, ekonomik performansıyla bütün dünyanın ilgisini çeken parıltılı bir başarıyı yakalamış durumda.
Bu ekonomik başarılar böyle giderse AKP daha uzun yıllar rakipsiz bir şekilde iktidarını sürdürür.
Ayrıca, bizim yıllarca imrenerek baktığımız ülkeler krizle boğuşurken Türkiye’nin bu parlak başarılara ulaşması ülkede müthiş bir özgüven yaratıyor.
Ezik duruşumuz gerilerde kalıyor, çok sevdiğimiz gibi “yukardan bakıyoruz” dünyaya.
Bu çok başarılı gelişmelerin sadece Türkiye’ye değil AKP’ye ve Erdoğan’a da büyük bir güven verdiği açık.
Kötü haberler de ne yazık ki bu “güvenin” açtığı kapıdan geliyor.
Erdoğan’da ve AKP’de, “kimsenin yapamadığını yapıyorum ekonomide, başka da bir şey yapmama gerek yok,” duygusu var sanki.
Hatta daha da kötüsü, “muhteşem bir ekonomik başarım var, bu başarının şemsiyesi altında istediğim kadar da kötü iş yapabilirim” inancı yeşeriyor.
Kendi yaptığı yasayı yedi ay sonra değiştirirken AKP yönetiminin, birkaç kişi hariç, yüzünün hiç kızarmaması sanırım bu “maraz” güvenden.
Yazının devamını okumak için tıklayın.