Dört öğrenci genç KCK üyesi olmakla suçlanınca, üniversite daha mahkeme kararını bile beklemeden çocukları okuldan attı.
Ancak faşist düzenlerde rastlanabilecek bir acullükle çocukların geleceğini mahvedecek bir karar alınabilmesinin nedenini dün YÖK Başkanı açıkladı.
YÖK’ün darbe döneminden kalma yönetmeliği böyle bir rezilliğe izin veriyormuş.
Başkan bu yönetmeliği değiştireceklerini ve hazırlıklarına başladıklarını söylüyor.
Bu, olumlu bir girişim bence.
Ama yeterli değil.
Çünkü sorun sadece o yönetmelikte değil, sorun, o yönetmeliği hazırlayan mantığın hâlâ devlet içinde geçerli olmasında ve darbecilerin hazırladığı düzenin sürmesinde.
AKP iktidarının yaptığı onca reforma rağmen son zamanlarda böylesine büyük bir patinaja kapılıp gerisin geriye gitmesine de temelde eski düzenin aynen devam etmesi neden oluyor.
Bu düzen, her hükümete gericileşme, tutuculaşma, kendi halkına karşı sertleşme, hukuku çiğneme olanağı veriyor.
Bir buçuk yıl içinde birbirine taban tabana zıt iki Erdoğan ve iki AKP görebiliyoruz böylece.
Cebinden dört yumurta çıkan çocuğa yıllarca hapis cezası istenmesi de, herhangi bir suçlama olduğunda öğrencileri okuldan atmak da, Uludere gibi bir faciayı sessizce geçiştirmeye çalışmak da, Deniz Feneri savcılarını sürmek de, Ergenekon soruşturmalarını canı isteyince hızlandırıp canı isteyince yavaşlatmak da mümkün oluyor.
Çünkü bu ülkede hükümetler, anayasasıyla, yasalarıyla, yönetmelikleriyle sınırları sıkı sıkıya çizilmiş darbeci bir yapının üstünde varlıklarını sürdürüyorlar.
Bu sistemin temel amacı, askerlerin daima iktidarda kalacakları varsayılan bir düzende her türlü keyfî uygulamayı yapabilmelerini, muhalefeti ezebilmelerini, halkı baskı altında tutabilmelerini sağlamaktı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.