Daha geçen yıla kadar Mısır’ın “hâkim-i mutlak”ı olan Mübarek şimdi bir kafes içinde yargılanıyor. Yirminci Yüzyıl, önce Avrupa’da sonra Ortadoğu ve Afrika’da “diktatörler çağı” oldu. Sanırım ilerde tarih yazacak olanlar Yirminci Yüzyıl’ı insanlığın bir aşamadan bir aşamaya geçişinde “köprü yüzyıl” olarak değerlendirecekler.
Benim görebildiğim kadarıyla insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan üç büyük değişim yaşandı bu yüzyılda.
Büyük savaşlarda birbirlerini yenmek isteyen “gelişmiş” ülkelerin çabaları teknolojik ilerlemeyi olağanüstü hızlandırdı ve insana “uzay teknolojisinin” yolunu açtı.
Medya aletlerinin yaygınlaşması, siyaseti şeffaflaştırdı ve halkın siyasete katılımını sağladı.
İnsan bedeninin üretimdeki rolü azaldı ve insan “düşüncesi” yeryüzünün en fazla para getiren enstrümanı oldu.
Bu üç büyük adım, insanlığın beş bin yıllık yazılı tarihinde eşi görülmemiş değişimler...
Yirminci Yüzyıl’ın başlangıcıyla bitişine baktığımızda, tek bir yüzyılda, binlerce yılda gidildiğinden daha uzun bir mesafenin kat edildiğini görürüz.
İnsanın ancak kendi parçasını yok ederek ilerleyebilen “vahşi doğası” gereği, en büyük değişimlerin yaşandığı yüzyıl, tarihin de en kanlı yüzyılı oldu.
İki büyük “dünya savaşı”, sayısız miktarda savaş ve iç savaş yaşandı.
“Batı” dünyası kendini “gelişimin” akıntısına bırakarak, kanı, vahşeti, savaşı, diktatörlükleri, ilkellikleri yaşayıp, yaşarken değişerek Yirminci Yüzyıl’dan geçip Yirmi Birinci Yüzyıl’a, bu yeni çağa en uygun siyasal ve sosyal yapıya sahip olarak vardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.