Yüksek Seçim Kurulu’nun vetoları kaldırma kararına sevinecek miyiz?
Evet.
Bir haksızlık önlendi, Güneydoğu’yu bir anda cehenneme çeviren gerginlik yatıştı, siyasetin yolu yeniden açıldı.
Utanacak mıyız?
Evet.
Hukukçulardan oluşan bir hukuk kurulunun kırk sekiz saat içinde birbiriyle tümüyle çelişen iki kararı alabildiğini gördüğümüz bir ülkede yaşamaktan, bu ülkenin vatandaşı olmaktan, bu ülkeyi yıllarca bu durumda bırakmaktan utanacağız.
Bir sevinci bile utanmadan yaşayamayacak bir haldeyiz artık.
Burada devlet yok.
Devlet biçiminde bir dekor var sadece, biraz kuvvetli bir sarsıntıda o dekor da yerlere yıkılıyor.
Alabildiğine saçma ve alabildiğine kanlı bu son rezalet, belki görmek istemeyenlere hep birlikte nasıl bir uçurumun kenarında durduğumuzu göstermiştir.
İnsanların adını bile bilmediği bir kurul, minicik bir ittirmesiyle bizi uçuruma atabiliyor.
Gün boyu Batman’dan telefonlar geldi, “Polis bize saldırıyor, bizi burada kuşattılar”.
Bismil’de genç İbrahim’in tabancayla vurulması, vurulduğu yerde kırık dişinin bulunması, Diyarbakır’da polislerin belediye araçlarını tekmelemesi, güvenlik güçlerinin ne halde olduğunu gösteriyor.
Bu sadece asayişi sağlama endişesi değil, bu “devleti, görevi, üniformayı, vazifeyi” unutmuş katı bir öfke.
Ama bu tek taraflı bir öfke değil.
Bitlis’te, Batman’da, Diyarbakır’da polis göstericilere saldırıyor ama Van’da Kürt göstericiler molotofkokteylleriyle, bir bankayı içindeki insanlarla birlikte yakmaya kalkışıyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.