Şimdi kabul edelim ki hepimizin içinde kötü bir yan var.
Televizyon başına toplananların çoğu, iki insanın birbirini rezil etmesine tanık olmak için toplandı.
Ya da tuttukları tarafa göre birinin rezil olmasını seyretmeyi umdu.
Ama neticede kötü duruma düşen birini görmeyi bekledi herkes.
Ben biraz sıkıntıyla seyrettim.
Bireylerin tek tek yaptıklarından ziyade, o davranış biçimlerine yol açan sistemin kendisi daha çok ilgimi çekiyor çünkü.
Ama şunu söyleyeyim ki seyretmemin benim açımdan yararı CHP’li Kılıçdaroğlu’nu daha yakından tanımak oldu.
Bildiğimiz CHP’li politikacılara hiç benzemiyor.
Sözü çok dolaştırmıyor, hamaset yapmıyor, laf sokuşturmuyor.
Belgeleriyle konuşuyor.
Diğer partililerin en çok çekinmesi gereken CHP’li herhalde o.
Çok etkileyici bir konuşma biçimi olmaması da bence bir avantaj.
Kelimeleri şaklatmıyor, somut gerçeklere değiniyor bu yüzden.
Bana güven verdiğini söylemeliyim.
Belki de tartışmadaki tek handikabı, daha önce ileri sürdüğü iddiaları kanıtlayamayacağını görünce yeni iki belgeyle tartışmaya çıkması.
Ama o yeni belgelerin de çok “yakıcı” olduğunu kabul etmeli.
Dengir Mir Fırat ise benim en beğendiğim AKP’lilerden biri.
Kendisiyle yıllar önce bir yemekte de karşılaşmıştım.
Mir’likten gelen feodal ağırbaşlılığı hoşuma gitmişti.
Tuhaf fıkralar anlatmasa ve saldırgan üslubu çok benimsemese bence Mir’liğe daha uygun davranmış olur.
Tartışmada, hakkında daha önce dile getirilen iddiaları çürütüp kendini akladığını düşünüyorum.
Ama ortağı olduğu şirketin İngiltere’ye yaptığı ihracatın “hayali” çıkması ile daha sonra ayrıldığı şirkete gümrüklerde kolaylık gösterilmesi için gönderilen bir belgede adının olması, Fırat’ın mutlaka açıklaması gereken iddialar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.