Filmin başında, yaşlı adam, yıllarca uzak kaldığı kasabasına döner.
Eski dostlarıyla kucaklaşır, komşularıyla hasret giderir.
Kasabanın dışındaki tepenin üstünde kurulu malikânede ise onun gençliğinde terk edip gittiği eski sevgilisi oturmaktadır.
Kadın çok ama çok zengindir.
Sonra kasabada tuhaf şeyler olmaya başlar.
Adam, anlayamadığı bir düşmanlık çemberinin yavaş yavaş kendisini kuşatmaya başladığını hisseder.
Ve, bir gece bütün kasaba adamı sıkıştırır dar sokaklarda.
Nereye kaçsa, düşman birilerine rastlar.
Anlar ki aslında bütün kasaba, bırakıp gittiği için kendisinden nefret eden o eski sevgilinin emrindedir.
Hepsi birlikte hareket etmektedirler.
Bazen bizim ülkenin de o “kasaba” gibi olduğunu düşünüyorum.
Farklı farklı görünüyorlar ama hepsi tepedeki şatoda oturan birinin emrinde.
Bizim Ergenekoncuların İranlı eski bir bakanla, bir Rus milletvekilini öldürttüklerini açıklayan bir mektup yakalandı Ergenekon sanığı bir sendikacının evinde.
Bu haber herkese gitti.
Biz manşetten verdik.
Bir de
Zaman gazetesi daha ufak olarak gördü.
Televizyon kanalları arasında da sadece
ATV bu haberi görmeye cesaret edebildi.
Diğerleri tümüyle sessiz kaldı.
İşte bu sessizlik buradaki insanların düşmanı.
Gerçeklerle halkın arasına bu “sessizlik” giriyor.
Okuyucularını inanılmaz bir biçimde kandırıyorlar.
Kendi aralarında “AKP düşmanları”, “AKP destekçileri” olarak ayrılmışlar.
Sanki müthiş bir dövüş varmış gibi yazılar yazıyorlar.
Bir yiğitler, bir yiğitler, yani o kadar mı yiğit olunur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.