Bu Ergenekon denen şeyi deştikçe ortaya çıkan rezillik, insanı insanlığından utandırıyor bazen.
OdaTv muhabiri İklim Bayraktar’ın savcılık ifadesini de, YARSAV eski Başkanı Eminağaoğlu ile yaptığı konuşmanın metnini de okudum.
Bayraktar, Eminağaoğlu ile yaptığı konuşmada, “bir büyük balığa” tuzak kurmak için Kılıçdaroğlu’ndan yardım istediğini ama onun yardımı reddederek, “Kendi imkânlarınla yap” dediğini söylüyor.
CHP lideri, dün Habertürk televizyonunda Balçiçek Pamir’le yaptığı söyleşide, Bayraktar’ın anlattıklarının gerçekliğini kabul etti.
Gerçekten bir tuzak için yardım istemiş ve Kılıçdaroğlu bunu “kendi imkânlarıyla” yapmasını söylemiş.
Tuzak kurulmasına karşı çıkmamış, tuzağın hedefini uyarmamış.
Kılıçdaroğlu, o “tuzak” meselesinin yanısıra Bayraktar’ın kendisine bir de AKP’li biri hakkında “söylediklerinin” bulunduğunu belirterek, o konuyu da açıklamasını istedi.
Ama kendisi AKP’liyle ilgili konunun ne olduğunu söylemedi.
Dün gece Bayraktar’ı da Fatih Altaylı’nın programında seyrettim.
Yaklaşık bir buçuk saatlik bir görüşmeydi.
Altaylı, ya hatırlamadığından, ya unuttuğundan, ya hazırlıksız olduğundan ya da “gazetecilik dışı bir nedenden” dolayı, Bayraktar’a, YARSAV eski Başkanı’yla yaptığı konuşmanın ayrıntılarını sormadı.
Sadece kişisel ilişkilerinin boyutunu sordu.
Hâlbuki, bütün bu rezaletin ortaya çıkmasına neden olan asıl can alıcı sözler o konuşmada söyleniyordu.
O konuşma, bir parti başkanı ile bir gazetecinin, bir insana tuzak kurulması hakkında baş başa görüştüklerini ortaya koyuyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.