1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 29.11.2008
Ahmet Altan
Kim öldürüyor?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor? Ahmet Altan - Kim öldürüyor?
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Savaş, insan kanının paraya dönüştürüldüğü bir mekanizmadır.
Ne zaman bir savaş varsa, orada öldürülen insanların yanı sıra o savaştan para kazananlar da vardır.
Eskiden para kazananlar sadece ordulara mal ve silah satanlardı.
Ama Vietnam’da ya da bizim Güneydoğu’da olduğu türden bir savaşsa söz konusu, iki ordu değil de, düzenli bir orduya karşı gerilla tarzında örgütlenmiş bir güç savaşıyorsa, orada savaştan para kazananlar çoğalır.
Vietnam savaşı sırasında CIA’e ait uçakların uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığı sonradan ortaya çıkmıştı.
Bizim Güneydoğu’daki savaş da anlaşılıyor ki kanlı para ticaretinin merkezi haline gelmiş.
Gerilla tarzı güçlerle dövüşen devletlerin, “düzen dışına” çıkan birimler oluşturarak savaşı kazanmaya çalışması, sonuçta o devletlerin içinde suçlular yaratıyor.
Temeli daha sağlam atılmış, hukuk denetimi sıkı devletler suçu daha kısa zamanda, kirlilik devletin bütün hücrelerine yayılmadan yakalıyor.
Bizimki gibi ülkelerde ise “suçlular” neredeyse devletin tümünü ele geçirebilecek bir hale geliyor.
Görülüyor ki Kürt savaşı sırasında bizim devletin önemlice bir kısmı suça bulaştı.
Mafyayla işbirliği yaparken mafyalaştı.
Kaçakçılık ve haraç temel işleri arasına girdi ve bu suçları “vatanseverlik” gibi bir kavramın arkasına saklamayı uzun süre becerdiler.
Şimdi devlet, nerdeyse bir refleksle kendini suçtan kurtarmaya, temizlenmeye uğraşıyor.
Ama suç öylesine derinlere nüfuz etmiş ki, devletin bir yanı suçluyu yakalamaya çalışırken başka bir yanı aynı suçluyu korumaya çabalıyor.
Türk medyasının bir bölümünün büyük bir cehtle üstünü örtmeye çalıştığı Ergenekon, devlet içindeki hesaplaşmanın doruk noktalarından birini oluşturuyor.
Ergenekon’un “öncülü” olan Susurluk’ta MİT elemanlarının adı çokça geçiyordu.
Mafyayla bağlantılı olan, mafyaya pasaport temin eden, “görevli” kâğıdı veren adamların isimleri dolaşıyordu belgelerde.
MİT o zamandan bu zamana “temizlenme” yolunda önemli ilerlemeler kaydetmiş gibi gözüküyor.
Yeraltında olan resmî ya da gayrıresmî hiçbir örgütün temizliğine kimse kefil olamaz ama MİT temizleniyormuş izlenimi yaratıyor.
Onun yerine bir başka devlet örgütü yavaş yavaş suç gölünün sularından başını gösteriyor.
JİTEM.
Her raporda, her belgede, her iddiada onun adı var.
Daha önce birçok askerî yetkilinin bu örgütün varlığını inkâr etmiş olması da kuşkuları artırıyor.
Ben, eski jandarma komutanlarından Teoman Koman’ın yüzünde fevkalade alaycı bir gülümsemeyle NTV ekranlarında “JİTEM diye bir örgüt yoktur” dediğini bizzat seyrettiğimi hatırlıyorum.
General Koman, kendisini çağıran Parlamento’nun çağrısına da aldırmamış, ifade vermeye gitmemişti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Susurluk Komisyonu Raporu, sürekli olarak JİTEM’den ve JİTEM’in kullandığı katillerden, işledikleri cinayetlerden söz ediyordu.
O dönemlerde kimse JİTEM’e dokunmadı, dokunamadı.
Şimdi, o örgütün kurucularından olan bir generalle bir albay Ergenekon davasının sanıkları arasında bulunuyor.
Bugün bizim manşetimizde de okuyacağınız gibi, Albay Rıdvan Özden’in öldürülmesiyle ilgili dosyanın da Ergenekon davasına katılacağı belirtiliyor.
Bir alay komutanını, JİTEM elemanlarının öldürdüğü ileri sürüyor.
Bu dosyanın Ergenekon davasına katılması halinde JİTEM, Ergenekon davasının ana konularından biri haline gelecek demektir.
Albay Özden’in kaçakçılık olaylarının üstüne gittiği için öldürüldüğü söyleniyor.
Eğer bu doğruysa, biz, kaçakçılığın üstüne giden bir albayın, kendi ordusunun subayları tarafından öldürüldüğü ve katillerinin cezasız kaldığı bir ülkede yaşıyoruz demektir.
Kendini arındırmaya çalışan devlet, mutlaka bu suçluları ayıklamak zorunda.
Ama bu o kadar kolay değil çünkü JİTEM denilen örgütün elemanları halen ordunun içinde görev yapıyor.
Devletin resmî raporları, bu örgütün “itirafçılarla”, katillerle işbirliği yaparak insanları öldürttüğünü söylüyor.
Albay Rıdvan Özden’in ölümünün aydınlanması sanırım bu konuda önemli ipuçları verecek.
Ardından Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümü gelecek gündeme.
Şimdi cesur savcılar JİTEM’i soruşturmak için harekete geçiyor ama bu yeter mi?
Ordunun da bir şeyler yapması gerekmez mi?
Söz konusu örgüt şu anda ordunun içinde görev yapıyor.
Üstelik, bu örgütün varlığı mahkeme kararlarıyla açığa çıktığı için artık kimsenin “öyle bir örgüt yoktur” deme şansı kalmadı.
O zaman ordunun açıklama yapmasını beklemek bu halkın hakkı.
Bu örgütle, “itirafçıların”, katillerin ne tür ilişkileri var?
Kaç JİTEM üyesi suç işlerken yakalandı?
Güneydoğu’daki silah ve uyuşturucu kaçakçılığına bulaşan JİTEM elemanları oldu mu?
Devletin resmî raporlarına geçen JİTEM’le ilgili iddialar konusunda bugüne kadar ordu ne yaptı?
Parlamento’nun Susurluk Raporu’ndaki JİTEM’le ilgili iddialar, ordu tarafından soruşturuldu mu?
Soruşturulduysa, sonuç ne oldu?
Soruşturulmadıysa, neden soruşturulmadı?
Devletin temizlenebilmesi için ordunun da temizlenmesi gerekiyor.
Suçla iç içe olan bir örgüte “devlet” denmez çünkü.
Ona “çete” denir.
Ve yargılanması gerekir.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kim öldürüyor? - Ahmet Altan
03.09.2010 06:36:21