Televizyonlarda dinliyorum bazen, sık sık da gazete sütunlarında okuyorum.
Gazetecilerin üstünde çok baskı varmış, korkuyorlarmış, yazamıyorlarmış.
Sanırım bizim gazetede çalışan kim varsa bunları duyup okuduğunda yüzünde aynı ifade beliriyor.
Alaycı bir gülümseme.
Bu gazeteciler nasıl bir baskı altındalar acaba?
Başlarında ne tür bir dert var?
Ardı ardına haklarında mahkemeler mi açılıyor?
Davalardan başlarını mı kaldıramıyorlar?
Yoksa onların bellerini bükecek tazminat davaları tek celsede karara mı bağlanıyor?
Nedir bu çocukların üstündeki baskı, nedir o çok yakındıkları sivil dikta gölgesi?
Bizim gazetede kravat takan pek kimse yoktur.
Ama bazen bir bakarsınız gazetenin içinde kravatlıların sayısı artar.
O günler bizim mahkeme günlerimizdir.
Galiba dün rekoru zorladık.
Kadıköy Adliye’sinde Taraf çalışanları aleyhine açılan tam kırk dört dava görüldü.
Tek bir günde kırk dört dava.
Hepimiz sırayla gittik.
Bizim Burhan, “mahkeme gazeteye gelse aslında daha kolay olurdu” dedi.
Benim payıma beş dava düştü, Yasemin Çongar tek davayla geçirdi günü.
Davalar da evlere şenlik.
Savcının yazıları bile okuduğunu sanmıyorum.
Çongar için açılan “gizliliği ihlal” davasına konu olan yazıda Türkiye’deki herhangi bir olayla ilgili bir bilgi yoktu mesela, Avrupa’daki davalardan örnek vermişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.