Bu devlet başından beri mi böyleydi yoksa yolun bir yerinde mi sapıttı tam bilmiyorum ama kadroları ve gittikçe sırıtan saçmalıklarıyla bu devlet topluma yük.
Bir devletin en yüce mahkemesi olan Yargıtay’ın başsavcısının konuşmasını geçen gün dinledik.
Başsavcı öyle bir konuşma yaptı ki mantığın, aklın, zekânın bizim devlet görevlileri için hiçbir önemi olmadığını gösterdi.
“Laiklik konusunu gündemden düşürmek için ekonomik kalkınma öne çıkartılıyormuş,” söylediği bu.
Ne laikliği biliyor, ne muhafazakârlığı biliyor, ne ekonomiyi biliyor, ne de hukuku biliyor.
Zaten bildiğini iddia eden, bu sözleri savunan kimse de çıkmadı.
İyi de, bu adam Yargıtay Başsavcısı.
İnsanların hatta ülkenin kaderi hakkında kararlar veriyor.
Parti kapatma davaları açıyor.
Böyle biri o makama nasıl geldi?
Nasıl bir devlet yapısı, nasıl bir devlet mekanizması bu düzeydeki birini o mevkilere çıkartır?
Bu devlet, bu toplumun çok gerisinde.
Ayağımıza takılı bir pranga gibi.
Devletin gücünü, kendi mantıksızlığına alet eden bu görevliler yüzünden Türkiye her attığı adımda çelmeleniyor.
Gelişmişlikle Türkiye arasında bu insanlar duruyor.
Ve, biz hayatımızı anlamsız tartışmalarla geçiriyoruz.
Bu devletle hiçbir şey yapamayız.
Devlet görevlilerinin düzeyini yükseltmek, bilgiyi, mantığı, zekâyı devlet için de önemli hale getirmeliyiz.
Devlet görevlilerinin “saçmalama” özgürlüğünü bu insanların elinden almalıyız.
Devlet darmadağınık bizde.
Genelkurmay Başkanı da, Poyrazköy’de bulunan silahların “orduya ait” olmadığını söylemişti.
Yazının devamını okumak için tıklayın.