Başbakan Erdoğan, dün bizim müteahhitlerin yaptığı yeni Erbil Havaalanı’nı açtı.
Ben o havaalanının eski halini biliyorum.
O havaalanına girince karşınızda kocaman bir yazı görüyordunuz.
“Kürdistan’a hoş geldiniz.”
Türkiye’den oraya ilk kez giden biri için o “kelime” çok şaşırtıcıydı.
“Kürdistan.”
Öylesine büyük bir baskıyla bu kelime yasaklanmış, dilimizden hatta neredeyse tarihimizden silinmişti ki, o kelimenin böyle özgürce yazılabildiğini görmek sarsıyordu insanı.
Laf değil, Osmanlı’nın “Kürdistan”ını “güneydoğu” yapmayı becermiş bir toplumdan söz ediyorum.
Yıllarca Kürt sözcüğünü yasak ettik, Kürdistan’ı yasak ettik, bir ara iyice tozutup Kürtçe konuşmayı da yasak ettik.
Ne oldu peki?
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı, “Kürdistan’a hoş geldiniz” yazan havaalanını açıyor, o havaalanını yapanlara teşekkür ediyor, 14 Nisan’dan itibaren Erbil’e Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşlarının başlayacağını söylüyor.
Neçirvan Barzani’nin geçenlerde Neşe Düzel’e söylediği gibi milyarlarca dolarlık yatırımı var Türkiye’nin orada.
Hem Türkiye Kürdistan’ın kalkınmasına yardım ediyor, hem de Türkiyeli Türk ve Kürt işadamları para kazanıyor, herkes memnun.
Olması gereken de bu.
Yıllarca bizim devletin ödü patladı orada bir “Kürt devleti” kurulacak diye, Başbakan Erdoğan’ın bugün “sayın başkan” diye selamladığı Barzani’yi ve Irak Cumhurbaşkanlığı yapan Talabani’yi küçültücü sıfatlarla andı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.