Fransız Parlamentosu elli milletvekiliyle toplanıp “Ermeni soykırımını inkâr etmeyi” yasaklamış.
Türkiye hop oturup hop kalkıyor.
Nasrettin Hoca’nın ahırda kaybettiğini sokakta araması gibi Ermeni meselesinde de biz Fransa’ya kızmayı tercih ediyoruz, daha kolay çünkü.
Oturup da 1915’te neler oldu diye araştırmıyoruz.
İttihatçıların önderleri, özellikle de Enver Paşa, Almanlarla “vatana ihanet” olarak nitelenebilecek türden alengirli ilişkiler kurmuş, kolay cinayet işleyen adamlardı.
Şakır şakır Ermeni öldürdüler, kadınları, bebekleri, yaşlıları öldürdüler.
“Öldürmediler” diyen kimse yok bildiğim kadarıyla, onun yerine “sürgüne giderken kendi kendilerine öldüler” ya da “onlar da Müslümanları öldürdüler” gibi bir şeyler söylüyorlar.
Rus sınırında Müslümanları öldüren Ermeni çetecilerle, Bursa’daki kadının, Malatya’daki ihtiyarın, Adana’daki çocuğun, Ermeni olmak dışında nasıl bir ilişkisi vardı ki öldürüldüler?
Ya da bu nasıl bir “sürgün yolculuğuydu” ki yüzbinlerce insan “sürgün yolunda” hayatını kaybetti?
İttihatçıların günahlarını reddetmek, o günahları sahiplenmektir, o cinayetlere ortak çıkmaktır.
Boşverin Fransızları, ne derlerse desinler, asıl önemlisi siz neden İttihatçı katillerin cinayetlerine suç ortaklığı yapıyorsunuz?
İttihatçıların “cinayeti vatanseverlik olan gören” anlayışını benimsiyorsanız, aynı zihniyetin işlediği bütün cinayetlere de sahip çıkacak mısınız?
Ali Şükrü Bey’i aynı zihniyet öldürttü, İskilipli Atıf Hoca’yı aynı zihniyet astı, Dersim’de binlercesini gazlarla aynı zihniyet boğdu, Şeyh Said’i öldüren, Said Nursi’nin mezarını yok eden aynı zihniyetti, askerî darbeleri aynı zihniyet yaptı, Deniz’leri aynı zihniyet darağacına gönderdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.