1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:24
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 14.06.2009
Ahmet Altan
Laiklik böyle mi kokuyor?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor? Ahmet Altan - Laiklik böyle mi kokuyor?
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Ters yöne girmiş bir araba gibi hissediyorum bazen kendimi.

Gitmek istediğim yer başka, gittiğim yer başka.

Biraz dertleşmek isterim.

Şöyle acılarımızdan, sevinçlerimizden, özlemlerimizden, aşklarımızdan konuşalım, kendi küçük hayatımızda büyük adacıklar gibi ruhumuzu kaplayan dertlerimizi birbirine bağlayan köprüler kuralım, birbirimizde biraz teselli arayalım isterim.

Biraz yakınmak isterim.

Küçük, kısık bir sesle söylenmek isterim.

Size Kadıköy’den bahsetmek isterim.

Demek isterim ki; benim ailem yüz yıldır Kadıköy’de oturur, benim çocukluğum parmaklıklarına sarmaşık güllerinin dolandığı, bahçe kapılarından hanımelilerin sarktığı, zakkumların, zambakların, şebboyların meyve bahçeleriyle koyun koyuna yaşadığı, akşamüstleri hercaimenekşelerin açtığı, gölgeli iri ağaçların sakin bir tevazula boy attığı, deniz, çimen, çiçek kokan yerlerde geçti.

Her mevsim başka kokardı.

Yaz günlerinin her vakti başka kokular yayılırdı bahçelere, sabah başka, öğlen başka, akşam başka kokularla dolardı.

Şimdi yaşlandım.

Hâlâ dedelerimin oturduğu evde oturuyorum.

Ve, artık Kadıköy her mevsim her saat aynı kokuyor.

Bu ülkede, bu şehirde, bu mahallede geçen bir ömür beni sonunda zakkum kokularından, zarafet sınırları içinde anlatılması mümkün olmayan kokulara getirdi.

Bütün Kadıköy kokuyor şimdi.

Ağır, mülevves bir koku bütün yaşayanları sarıyor.

Kimse bundan yakınmıyor.

Benim çocukluğumda zambaklar ne kadar doğalsa bugün Kadıköylüler için bu ağır koku o kadar sıradan.

Sanki kimse rahatsız olmuyor.

Bütün bir seçim kavgaları arasında bir tek aday çıkıp da “sizi bu kokulardan kurtaracağım” demedi, tek bir seçmen çıkıp da “bizi bu kokulardan kurtaracak mısın” diye sormadı.

“Laikliği konuştular, şeriatı konuştular, Atatürkçülüğü” konuştular.

Halbuki laiklik de, şeriat da, Atatürkçülük de aynı kokuyordu.

Hiçbirine oy vermedim.

Biri çıkıp da, “Kadıköy, insanları utandırmayacak biçimde kokacak, eski kokularına kavuşacak, sizi bu kokudan kurtaracağım” deseydi ona oy verirdim.

Fikrinin, inancının ne olduğuna bakmazdım bile.

Bana bir insan gibi yaşama hakkını vermesi yeterdi.

Niye kimsenin aklına gelmedi kokulardan söz etmek?

Niye kimse bunu sormadı?

Çünkü hayatı, yaşamayı unuttuk.

Bir insan olduğumuzu, güzel kokuları, çiçekleri, taze sabahları hak ettiğimizi unuttuk.

Anlamsız, saçma, gereksiz bir kavganın içindeyiz.

İnsanların insanca yaşamasını amaç edinmiş bir kavga değil bu.

Kasılmış ihtirasların çılgınca, delice kapıldığı bir ihtirasın kavgası.

İktidar olmak istiyorlar.

Sahip olmak istiyorlar.

Neye sahip olacakları umurlarında bile değil.

Sahip oldukları yerin nasıl koktuğuna aldırmıyorlar.

Hayatın güzel bir şey olduğuna inanancımızı yitirmişiz.

Devlet gelmiş, bizi öyle bir ezip zihinlerimizi posaya çevirmiş ki ne kokuyu fark ediyoruz, ne de bir insan olduğumuzu hatırlıyoruz.

Kadıköy’ün kokularından, bu ağır, bu aşağılayıcı, bu bıktırıcı, iç bulandırıcı kokulardan kurtulmayı değil, Genelkurmay’ın tuhaflıklarını konuşmak zorunda kalıyoruz.

Öyle bir zorbalıkla geliyorlar ki “iyi yaşamaktan” vazgeçip sadece bir insan olarak var olabilmeye çabalıyoruz.

Hükümeti devirmek, insanlara iftiralar atmak, komplolar kurmak için planlar hazırlıyorlar.

Yakalanıyorlar.

Kendi emirlerindeki mahkemelerden, “suçlarının yayınlanmasını” yasaklayan kararlar çıkartıyorlar.

Hem suç işle, hem de bu suçtan bahsedilmesini yasakla.

Suçu işleyen kurum, nasıl karar verebilir o suçun konuşulup konuşulmayacağına?

Genelkurmay’ının böyle olduğu bir ülke kokar.

Kokuyor da...

Gelin Kadıköy’e ve koklayın.

Bakalım ne kokuyor.

Genelkurmay kendi işiyle uğraşmayınca, siyasetin içine dalınca, kimse kendi işiyle ilgilenmiyor.

Belediye, belediye olduğunu, amacının temiz, düzenli bir hayat sağlamak olduğunu unutuyor.

“Atatürk’ü öven bir nutuk”, şeriatı lanetleyen iki laf, laikliğe bir övgü yetip de artıyor bile belediye başkanlığı yapmaya.

Atatürk’e de yazık.

Dünyanın en güzel ülkesini, onun adının arkasına saklanıp bir rezilliğe çevirdiler.

Eğer bu Atatürkçülük denilen şey, şu şehrin güzel kokmasını, suç işleyen Genelkurmay’ın yargılanmasını sağlasaydı Atatürkçü olurdum doğrusu.

Ama bakıyorum Atatürkçülere ve sadece suç işleyen generaller ve korkunç kokan şehirler görüyorum.

Alın Atatürk’ünüzü... Bana zakkumları verin, hanımelileri, şebboyları verin.

Bana güzel, küçük hayatımı geri verin.

O kadarı bana yeter.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Laiklik böyle mi kokuyor? - Ahmet Altan
03.09.2010 05:24:38