Ben öyle politikanın kılcal damarlarına hâkim biri değilim, listelerdeki isimleri teker teker değerlendirip, ne oluyor, ne bitiyor karar veremem.
Daha genelden bakabilirim ancak.
Yeni anayasayı hazırlayacak parlamentoyu belirleyecek bu seçimlere giderken AKP’deki gelişmeleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki Meclis’te olanlara benzetiyorum biraz.
O zaman da Mustafa Kemal’le birlikte bir “heyet” yeni bir ülke kuruyordu ama sonunda o “heyetten” Mustafa Kemal’e biat etmeyen hemen hemen hiç kimse kalmadı ve Mustafa Kemal “tek adam” olarak yönetime egemen oldu.
AKP’deki gelişmeler sanki biraz buna benziyor.
İşe bir “heyetle” başlamışlardı ama bugün artık AKP, Tayyip Erdoğan’ın “tek adamlığını” tartışmasız biçimde kabullenmiş bir yapıya ulaştı.
Başkanlık tartışmaları başladığında, “başkanlığa” karşı çıkanlar partiyi ne kadar etkileyebilecek, göreceğiz.
Sanırım Erdoğan, “kadrolarını” başkanlık tartışmalarını öngörerek oluşturdu.
Seçime de bu hazırlıkla gidecekler.
CHP ise büyük bir sarsıntı geçirdi.
Açıkladıkları listeler, CHP’nin asla kımıldatılamaz sanılan “kadrolarını” kesip attı.
Bugün, Kılıçdaroğlu da dahil, CHP’de yerinden edilemeyecek hiç kimse yok.
Seçimlerin sonuçlarına göre bu partideki bütün taşlar yeniden oynayabilir.
Eski kadrolarla bir yere varmaları mümkün değildi, yeni kadrolarla ise sanırım ya büyük bir değişime ya da yokoluşa gidecekler.
Öyle kesin bir şekilde “bu parti siyasetten silinir” demek belki haksızlık olur ama ben bugünkü CHP’nin bir dahaki seçime girebileceğine, girse de bir mana ifade edebileceğine doğrusu çok ihtimal vermiyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.