Doğrusu ben anlamakta biraz zorlanıyorum.
Bu anayasa değişikliğine “hayır” diyenler, niye “hayır” dediklerini değiştirilen maddeler üzerinden anlatmıyorlar.
Kimse kalkıp “şu madde halkın çıkarına aykırıdır” demiyor.
Bu değişikliklerin hepsi bu ülkede yaşayan herkesin çıkarına olan, demokrasiye ve hukuka uygun değişiklikler.
Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamalar buraya taşınıyor.
Hukuk sistemimiz, “küçük bir zümrenin” denetiminden kurtarılıyor.
Bu değişiklikler gerçekleşirse bundan sonra bir Genelkurmay
Başkanı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na emir verip savcıları işinden attıramayacak.
Bu baskıcı sistemin en önemli kilitlerinden biri çözülecek.
Benim için bu bile büyük ve önemli bir değişim Türkiye için.
Peki, “hayır” diyenler niye “hayır” diyor?
Onlar, “bu değişiklikler demokrasiye aykırı” demiyor, onlar “bu değişiklikler AKP’nin işine yarar” diyor.
Benim kavrayamadığım “nokta” da burası.
Demokratikleşme niye sadece AKP’nin işine yarıyor?
Niye başka hiçbir partinin işine yaramıyor?
AKP’nin dışındaki partilerin ve bu partilerin temsil ettiği insanların “demokratikleşmeden” hiçbir çıkarı yok mu?
Daha da vahim soru şu:
Eğer zihnimizde “AKP ile demokratikleşme” arasında böyle kuvvetli bir ilişki kuruyorsak, bu ülkede AKP diye bir parti olduğu sürece her demokratikleşme adımını ret mi edeceğiz?
Demokratik her adıma “hayır” mı diyeceğiz?
Demokratikleşmek için AKP denen partinin yok olmasını mı bekleyeceğiz?
AKP yok olsa ona benzer başka bir parti kurulacak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.