Kürt sorununun barışla çözülmesine, yirmi beş yıldır süren savaşın sona ermesine, Kürtlerin eşit vatandaşlar olacağı demokratik bir yapının kurulmasına baştan beri karşı çıkan CHP, bu sorunun “nasıl çözüleceği” hakkında bir açıklama yapmıyordu.
Sonunda baklayı ağızlarından çıkardılar.
“Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın” diyenlere cevap veren Onur Öymen, “Dersim isyanında analar ağlamadı mı” diye sordu.
Öymen’e göre orada da analar ağlamış ama kimse “annelerin gözyaşlarına aldırmamıştı”, doğru olan da buydu.
İnsanlar ölmeli, anneler de ağlamalıydı.
Öymen, ardından bir açıklama daha yaptı.
Sözlerinin arkasında olduğunu söyleyen Öymen, AKP’nin bu barış açılımına “Atatürk’ün bazı sözlerini” dayanak yaptığını vurguladı.
Dayanak yapıldığı ileri sürülen söz şu meşhur, “yurtta sulh, cihanda sulh” lafı.
Öymen’in de karşı çıktığı bu.
Atatürk’ün Dersim meselesini “yurtta sulh” ilkesiyle çözmediğini, Atatürk’ün “terör örgütleriyle müzakere yöntemini” benimsemediğini söylüyor.
“Atatürkçü” bir parti olarak da Kürt meselesinde “Atatürk’ün yöntemini” tercih ediyorlar.
Atatürk nasıl çözmüş peki Dersim sorununu?
Ayşe Hür’ün bir daha yayımladığımız yazısında sorunun nasıl “çözüldüğünü” ayrıntılarıyla okuyacaksınız.
Ben o yazıdan, o dönemde Genelkurmay Başkanı’na yazılan bir rapor bölümünü alacağım önce:
“Dersimli okşamakla kazanılmaz. Silahlı Kuvvetlerin müdahalesi Dersimliye daha çok tesir yapar ve ıslahın esasını teşkil eder. Dersim evvela koloni gibi nazarı itibara alınmalı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.