Galiba şu son zamanlarda en çok duyduğum soru, “AKP ne yapmak istiyor” sorusu.
Bu, çok yersiz bir soru değil.
Referandumdan önceki AKP ile bugünkü AKP arasında dağlar kadar fark var.
En büyük farklılık “devletin içindeki suçlarla” ilgili tutumu.
Daha önce bu “suçları” açığa çıkarmak, hukukun önüne getirmek, suçluları yargılatabilmek için halkın desteğini sağlamak isteyen AKP, bugün suçların üstünü örtmeye, şeffaflıktan kaçınmaya uğraşıyor.
Şu son Uludere faciasına mim koyun.
İlerde AKP tarihi yazıldığında bu olayın ciddi bir “kırılmanın” en önemli aşaması olarak değerlendirileceğini sanıyorum.
34 sivilin savaş uçaklarıyla paramparça edildiği bir olaydan günlerce sonra bir iktidar hâlâ “hata varsa” diye mırıldanıyorsa, o iktidar suçtan arınamamış bir devletle koyun koyuna girmiş, halkından uzaklaşmış bir iktidardır.
Ne demek hata varsa?
Hata “yoksa” kasıt var demektir.
Ki “kasıt” olabileceğine dair de ciddi kuşkular duruyor ortada.
Hükümet bu konuda hâlâ bir açıklama yapmadı.
Hata varsa “hatalı” olanın, kasıt varsa “suçlu” olanın ortaya çıkarılması gerekmiyor mu?
Hükümet neden bu korkunç katliamın içyüzünü halkından saklıyor?
AKP “sistem muhalifi” bir partiyken neden şimdi “sistem yandaşı” bir devlet partisine dönüştü?
Sanırım AKP şu anda içinde bunduğumuz durumu, Faust’un şeytana “zamanı durdur” dediği o “en muhteşem an” olarak görüyor ve şu andaki dengeyi sabitlemeye çalışıyor.
Başbakan Erdoğan ve AKP, “devlet yönetimini” ele geçirdiğine ve sistemi kendi kontrolüne aldığına inanıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.