1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:21
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 16.11.2008
Ahmet Altan
Ne garip değil mi?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi? Ahmet Altan - Ne garip değil mi?
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Hadi gelin şöyle bir rahatça kendimizi çekiştirelim.
Kahve usulü, “ulan biz adam olmayız” diyerek bir verip veriştirelim kendimize.
Şu kalıpçılığımızdan başlayalım önce.
Ne kadar da “kalıplarla, klişelerle” yaşıyoruz, öyle değil mi?
Mesela bu gazeteyi çıkardığımızdan bu yana ben bir şey öğrendim.
Bizim ülkede hiç kimse, bir insanın “bir fikirden” yana olabileceğini düşünmüyor.
Mutlaka “birisinden” yanasın.
Ya bir partiyi tutuyorsun, ya bir grubu destekliyorsun, ya bir örgütün taraftarısın.
Senin hayatını, o hayatın içindeki duruşunu, “fikrin” değil, taraf olduğun örgüt belirliyor.
Buna alışmış insanlar burada.
Ya bir örgütten yanalar, ya bir örgüte karşılar.
Halbuki insanların fikirleri vardır, umutları vardır, hayalleri vardır.
Ben, gerçek bir demokrasinin en iyi yönetim biçimi olduğuna inanırım.
Hukukun bütün kurallarının uygulanması gerektiğini düşünürüm.
Demokrasilerde herkes eşittir, herkes inancında, ibadetinde, düşüncesinde özgürdür.
Herkesin özgürlüğü hukuk çerçevesinde güvenceye alınır.
Benim bu düşüncemi paylaşan herkesi desteklerim.
Benim isteklerimi gerçekleştirecek her partinin başarılı olmasını isterim.
Herhangi bir parti demokrasiyi gerçekleştirmek istediğinde, o partiyi elimden geldiğince savunurum.
Demokrasiden uzaklaşınca da elimden geldiğince eleştiririm.
Benim ölçüm budur.
Bu kadar basit ve nettir.
Sizce bizim ülkemizde bu kadar “basit” bir şeyi anlatmak kolay mıdır?
Hayır, çok zordur.
Böyle bir alışkanlık yok bu ülkede.
Gidin konuşun insanlarla.
Genellikle size neden yana olduklarını, hangi fikri desteklediklerini değil, neye karşı olduklarını anlatacaklar.
Ben bu ülkede “AKP karşıtı olmanın solculuk olduğunu” sanan insanlara bile rastladım.
Solculuğu bile böylesine sığlaştırabiliyorlar.
Bir fikirden yana olmaya alışkın olmadıkları, hep bir gruptan, bir partiden, bir insandan, bir örgütten yana olmaya alıştıkları için...
“Kul olma” zihniyetinden kurtulamadıkları için...
Talepleri de hep bir grubun, partinin, örgütün özgürlüğü ile kısıtlıdır.
Onun için hep birlikte ezildikleri halde bir türlü biraraya gelemezler.
Onların hepsini birarada tutacak bir “fikir” ekseni yoktur çünkü.
Anadilde eğitim özgürlüğünün, başörtüsü özgürlüğünün, cemevini ibadethane olarak kabul ettirme özgürlüğünün, fikir özgürlüğünün aslında aynı şey olduğunu bir türlü kavrayamazlar.
“Demokrasi ve hukuk, insanlar için en iyi sistemdir” diyen bir düşünceleri olsa, bu düşüncenin etrafında bütünleşirler.
Ama yok.
Bir insanın bir düşünceden yana olabileceğine de inanmıyorlar.
Kürtlerin hakları, Sünnilerin hakları, Alevilerin hakları, kadınların hakları türünden bir sürü “hak”, anasını kaybetmiş küçük yavrucuklar gibi dolaşır ortalıkta.
Bütün hakları emziren, besleyen, büyüten bir “ana hak” var, adına “demokrasi” dediğimiz bir hak bu.
Bütün insanları birarada koynuna alabiliyor.
Senin demokrasi gibi bir “fikrin” olduğunda, bizim insanlarımız bunun kendilerine sağlayacağı yararı değil, “diğerlerine” sağlayacağı yararı görüyor ve hemen karşı çıkıyor.
Bir de suçlamayı seviyoruz.
Hadi gelin açıkça söyleyelim, kendimize ait bir fikrimiz olmadığından aslında farkına bile varmadan kendimizi küçümsüyoruz, kendimizi aşağılamaktan kurtulmak için de sürekli olarak birilerini suçluyoruz.
Bu, biraz zavallıca bir davranış değil mi?
Bir de şunu düşünün...
Binlerce, milyonlarca insan, her cinsten insan, dindarı, dinsizi, Kürdü, Türkü, Sünnisi, Alevisi, solcusu, milliyetçisi ülkenin bütün meydanlarını doldurmuşlar, “demokrasi” istiyorlar.
Kim bu insanlara direnebilir?
Ne ordu çıkabilir karşılarına, ne devlet, ne hükümet, ne de siyasi partiler.
Bir fikir, bir umut, bir hayal onları birleştirir.
Ama bu biraz zor.
Birisine kızmak kolaydır, birisini korumak zordur.
Birisine karşı olmak kolaydır, bir fikirden yana olmak zordur.
Bir Alevinin “başörtüsünü” savunmak için demokrasiye inanması gerekir, bir Sünninin cemevlerini savunmak için demokrasiye inanması gerekir, bir solcunun dindarlara sahip çıkmak için demokrasiye inanması gerekir, bir Türkün Kürtlerin haklarının hesabını sorması için demokrasiye inanması gerekir, bir Kürdün Türklerin ezilmişlerini desteklemesi için demokrasiye inanması gerekir.
Bir fikirleri olması gerekir.
Bir fikirden yana olmanın, bir ilkeyi benimsemenin en doğru ölçü olduğuna inanması gerekir.
Zor, değil mi?
Bir şey olmak, bir Sünni, bir Alevi, bir Kürt, bir Türk olmak kolay, zaten öyle doğuyorsun çünkü... Ama bir fikirden yana olmak zor, onun için düşünmen, öğrenmen, çabalaman gerekiyor.
Arada, şöyle bir toplanıp kendimizi bir çekiştirelim.
Bir işe yarar mı bilmem ama hiç olmazsa içimiz soğur.

***

Can Dündar’a not: Öyle olmaz Can. Bir gazeteyle ilgili iftiraları yazıp, sonra “bunu bana söyleyeni açıklamam, etik olmaz” diyemezsin. Etik olmayan, kaynak göstermeden iftiraları yazmaktır. Başbakanın “çok yakınları” açıklama yapıp “biz söylemedik” diyorlar. Onlar söylemediyse, sen bunları nasıl yazdın? Bir kaynak açıklamazsan, senin uydurduğuna inanmak zorunda kalacağız. Senin hakkında böyle düşünmek üzer bizi. Seni seven insanların üzülmesine izin verme bence.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ne garip değil mi? - Ahmet Altan
03.09.2010 06:21:26