Deniz Baykal ile Devlet Bahçeli, barış girişimlerine karşı çıkıyorlar.
Devlet Bahçeli, “dağa çıkmaktan” söz edecek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti İçişleri Bakanı ile görüşen gazetecileri “hain” ilan edecek kadar “abartılı ve çirkin” bir itirazı dile getiriyor.
Peki, bu iki “savaş kuşu” ne istiyor?
Savaş hep sürsün istiyorlar herhalde.
Politikalarını “milliyetçilik” temeline dayandırdıkları ve toplumsal bir projeleri olmadığı için onların politik varoluşları aslında toplumun sürekli bir gerginlik içinde yaşamasına bağlı.
Milliyetçiliğin yapısı itibariyle dokusunda taşıdığı “düşmanlık”, hiç bitmeyen bir “düşman” ihtiyacı yaratıyor.
Bizi tehdit eden ve bizi o tehdit etrafında birleştiren bir düşman lazım.
Bu “düşmanlık ve tehdit” milliyetçi partileri, hiçbir toplumsal öneri ortaya koymadan, hiçbir yaratıcılık göstermeden siyaset arenasında yaşatıyor.
Savaşı aslında bunun için istiyorlar.
Kendi siyasetçiliklerini devam ettirebilmek için.
Onlar hiçbir düşünce üretmeden “lider” kalabilsinler diye bırakın çocuklar ölsün.
Bu kadar bencil ve ilkel bir çıkış noktaları var.
Tabii, bunu açıkça söylemeyecek kadar bir akla da sahipler.
“Savaş hep sürsün” diyemediklerinden “PKK teslim olsun öyle barış yapılsın” demeye getiriyorlar.
Devlet, barış için hiç kimseyi “muhatap” almayacak, Kürtleri “ikinci sınıf vatandaş” konumuna düşüren şartları değiştirmeyecek ama PKK teslim olacak.
Önce şu soruyu sormak gerekiyor.
PKK niye teslim olsun?
Bu örgüt yenilmedi ki.
Hâlâ parası, silahı ve en önemlisi halk arasında kuvvetli bir desteği var.
Halk arasındaki desteği sürdüğü sürece de PKK’yı yenemezsiniz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.