Türkiye’de Kürt olmanın bütün acısını “aile boyu” yaşamış olan Mehtap’ın, Diyarbakır- Bursa maçını hep birlikte yazıişlerinde seyrederken söylediği gibi, “öfke aklın önüne geçti”.
Bursa’da oynanan ilk maçta Bursalı taraftarların sert ve aşağılayıcı tezahüratıyla karşılaşmış olan Diyarbakırspor’un taraftarları belli ki “intikamlarını” futbolla almak niyetiyle gelmemişlerdi stada. Daha maç başlamadan Bursalı oyuncuları taş yağmuruna tuttular.
Arkasından hakemi yaraladılar.
Ve, maç hakem kararıyla bitti. Diyarbakırspor, ligde kalmak için yakaladığı bir fırsatı bu “intikamcı taş yağmuruyla” kaybetti. Eğer Bursa’yı yenebilselerdi çok önemli bir fırsat yakalayacaklardı.
Ama “öfke” aklın önüne geçti. Diyarbakır’ın ligde kalma ihtimali çok zayıfladı çünkü büyük ihtimalle ağır cezalar alacaklar ve maçlarını seyircisiz oynamak zorunda kalacaklar. O taş yağmurunu seyrederken, yaşadığımız bu durumu en iyi anlatan Fırat Anlı’nın sözlerini hatırladım:
“Bizim kuşak barış için son fırsattır, bizden sonraki kuşaklar barış yapmayacak kadar öfkeliler birbirlerine.”
Bu olağanüstü saptamayı yapan Anlı’nın şu anda “cezaevinde” olduğunu hatırlarsanız, o “fırsatın” da artık kaçmakta olduğunu anlarsınız.
Diyarbakır’da rakip oyuncuları taş yağmuruna tutan öfkeli gençleri, İzmir’de Kürtleri taşlarla karşılayan sarışın kızla birlikte düşünürseniz, durumu daha iyi kavrarsınız.
Ben, ne düşündüğümü size hiç lafı dolaştırmadan söyleyeyim.
Türkiye, “Kürt meselesini” hemen çözemeyecekse, Kürtlere “eşit vatandaş” olma hakkını hemen sağlayacak adımları atmayacaksa, “ayrılmayı” gündeme almalıyız.
Yazının devamını okumak için tıklayın.