1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:24
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 14.09.2008
Ahmet Altan
Neler öğreniyoruz
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz Ahmet Altan - Neler öğreniyoruz
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Aslında biliyoruz da ilk kez bu kadar açık söylendiğini duyuyoruz.

Medyayla siyasetin kirli ilişkisi iyiden iyiye ortaya çıkıyor.

Doğrusu ya başbakan bunu iyi anlattı.

“İktidarı köşeye sıkıştırıyorsunuz, sonra isteyeceğinizi isteyip onu teslim alıyorsunuz” diyordu.

Köşeye sıkışan iktidarların açıkları olduğunu kendilerinin de açığı bulunmadığını vurguluyordu.

Ve, Aydın Doğan’a “imtiyazlı biri değilsin, herkesle eşitsin, ona göre davran” diye sesleniyordu.

Bunun “bedelini ödemeye hazır olduklarını” da belirtiyordu.

Bu konuşma, bilinen birçok gerçeğin belki de ilk kez resmî bir ağızdan kabulü anlamına geliyor.

Demek ki bu ülkede bugüne kadar “gazete patronları” imtiyazlıymış.

Bu gazete patronlarının “gazetecilik dışında” işleri olduğunu düşündüğümüzde bu “imtiyazın” nasıl kullanılabildiğini de kavrıyoruz.

Bütün o ihaleleri, kredileri artık “imtiyazlı” olmalarının ışığında değerlendirebiliriz.

Tabii şu soruyu da sormalıyız:

“Neden gazete patronları imtiyazlıydı bugüne kadar?”

Arkasından birkaç soru da başbakana soracağız.

Altı yıl içinde gazete patronlarının imtiyazını ortadan kaldırmak, onları diğer vatandaşlarla eşit kılmak için ne tür yasal ve idari tedbirler aldınız?

Almadıysan niye almadınız?

Bundan sonra sadece Aydın Doğan mı “imtiyazsız” olacak yoksa bütün gazete patronları imtiyazlarını kaybedecekler mi?

Peki, yarın bir gün Aydın Doğan’la barışırsanız, Doğan “imtiyazlarını” geri alacak mı?

Gazete patronlarına “imtiyaz verip vermemek” siyasi iktidarların elinde olduğu sürece, bu imtiyazın ne zaman bitip ne zaman başlayacağından biz nasıl haberdar olacağız?

Bu “imtiyaz” meselesini bu ülkede ilelebet bitirmek için ne tür düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz?

Bu düzenlemeleri yapacak mısınız?

Ne zaman yapacaksınız?

Çünkü bu yasal düzenlemeler yapılmadıkça bu ülkede medya siyaset ilişkisinin kirliliği sona ermez.

Siyasi iktidardan, “onu sıkıştırarak bir şeyler alabileceğini” bilen ve gazetecilik dışında işleri olan gazete patronları iktidarları sıkıştırmayı sürdürürler.

Manşetlerinin tonu iki de bir de değişir.

Aldıklarında över, alamadıklarında söverler.

Böyle gazetelere bu halk nasıl güvenecek peki?

Birisi çıksa da Doğan grubunun gazetelerinin manşetlerini bir incelese...

Acaba “bir şey aldıklarında” başka, alamadıklarında başka manşetlerle mi karşılaşır?

Eğer öyleyse bu gazetecilik midir?

Bu gazetecilik değildir elbette.

Gazeteciliği dünya standardında bir yere oturtmak istiyorsak bu ülkede, iktidarların gazete patronlarına ya da başkalarına “imtiyazlar vermesini” engelleyecek bir sistem kurmamız gerekir.

Zaten bütün mesele de burada düğümleniyor.

Ne siyasiler ne de gazete patronları bu “imtiyaz sisteminin” sona ermesini istiyor.

İki taraf da bundan memnun.

Memnun olmasalar çoktan değişmesi için uğraşırlardı.

Gazete patronları “imtiyazlarından” hoşnut...

Siyasiler de bu “imtiyaz” karşısında sağladıkları destekten.

Çünkü siyasilerin, başbakanın deyişiyle, “köşeye sıkışabilecekleri” açıkları, medya patronlarının da hiç bitmeyen talepleri var.

Birbirine denk geliyor.

Meseleye böyle bakınca insan ister istemez, bu medya patronları bugüne dek aldıkları “ihaleleri” acaba nasıl aldılar diye soruyor.

Başbakan, büyük bir medya grubuna karşı çok açık ve net bir kavga başlattı.

Ama bu kavga “ilkesel” mi yoksa “öfkesel” mi pek anlaşılamıyor.

Aydın Doğan’ın gazetelerinin yaptıklarına mı kızdı?

Yoksa medya patronlarının imtiyazlı olduğu bu düzene mi karşı?

Bence bunu netleştirmesi gerekir.

Sadece öfkeye dayanıyorsa, yarın Aydın Doğan bu kavganın kendisine ciddi bir sıkıntı yüklediğini görüp politikasını değiştirebilir.

Gazetelerinde büyük övgülere rastlarız.

Daha önce görülmemiş bir iş değil.

“İmtiyazlarını” da geri alır.

Aynı kirlilik sürer gider.

Başbakanın bu kavgayı “ilkesel” bir raya oturtması ise bir devrim olur.

Eğer bu kirliliğe “ilkesel” düzeyde karşı çıkar ve bunun tekrarını önleyecek tedbirler getirirse, siyaseti de gazeteciliği de bu çamurdan kurtarır.

Türkiye rahatlar.

Medya da siyaset de dürüstleşir.

İkisini de kirleten bu “imtiyaz” çünkü.

Birbirlerinin günahını, karşılıklı çıkarlar nedeniyle gizleyip duruyorlar.

Bu kavganın Türkiye için bir “milat” olmasını diliyorum.

Bu kavganın su yüzüne çıkarttığı o kirliliği bir daha yaşamayalım.

Patronlar ve siyasetçiler arınsınlar.

Biz de ikisine de güvenebilelim.

Bunu gerçekleştirecek olan da başbakan.

Eğer samimiyse bunu yapmak ona düşer.

Çünkü bunu patronlar yapmaz, onlar “imtiyazlarından” memnunlar.

O “imtiyazlar” için kaç darbe destekledi onlar, kaç andıç yayınladı...

Dileyelim ki izlediğimiz kavga, kirli bir dönemin sonu olsun.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Neler öğreniyoruz - Ahmet Altan
03.09.2010 06:24:15