Dile kolay, otuz beş ölü.
Çoğu çocuk yaşta.
Kaçakçı çocuklar bunlar, savaşın altüst ettiği topraklarda yaşayabilmek için kaçakçılık yapıyorlar.
Katır sırtında sigara taşıyorlarmış, birkaç teneke mazot da varmış yanlarında.
F-16’lar bombalarla paramparça etmişler.
Genelkurmay’ın açıklamasına göre “istihbarat” gelmiş.
Baransu, haberinde daha ayrıntılı anlatıyor.
Onun haberine göre Kuzey Irak’taki bir MİT ajanı, “Bahoz Erdal’la grubunun baskın için sınırı geçeceklerini” bildirmiş.
Onun söylediği yeri gözetleyen Heronlar bir grubu saptamışlar.
Ama habere göre, Genelkurmay gelen grubu PKK’lılara benzetememiş, birkaç kez sormuş MİT’e “bunlar PKK’lı mı” diye, onlar da Kuzey Irak’taki adamlarına sormuşlar, o da ısrarla “evet” demiş.
Uçaklar da gidip öldürmüş.
Genelkurmay’ın açıklamasındaki “istihbarat geldi” lafıyla Baransu’nun haberi bir şekilde örtüşüyor.
Ama benim görebildiğim kadarıyla iş bu kadar basit değil.
Çünkü ortada cevabı olmayan bazı sorular var.
Birincisi, bu çocuklar “kaçakçılık yapan” bir köyün çocukları, onların kaçakçılık yaptıklarını herkes biliyor, her akşam “kaçağa gidiyorlar”, gidip geldikleri yol belli.
Kaçakçıların “her zamanki” yolu üstünde, PKK’lılara benzemeyen kalabalık bir grup gördüğünde “burası kaçakçıların yolu, bunlar kaçakçı olmasın” diyecek kadar bölgeyi bilen kimse yok muydu Genelkurmay’da bombalama emri verenler arasında?
İkincisi, oradaki sınır karakolları, kaçakçıların gidiş gelişlerini biliyorlar, o karakollara yakın bir mesafede kalabalık bir grup saptandığında neden o karakollara “sizin o gruptan haberiniz var mı” diye sorulmadı?
Üçüncüsü, bombardımana başlamadan önce neden sınır bölgesindeki birliklerden, o bölgedeki “ajanlardan” bilgi istenmedi?
Genelkurmay, “grubun saptanmasıyla” vurulması arasında “üç saat” geçtiğini söylüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.