Koca bir ülkeyi, milyonlarca insanı, hatta Ortadoğu’yu etkileyecek bir barış süreci, sanırım siyaset tarihine geçecek bir tuhaflıkla tıkandı.
Apo’nun hücresi bilmemkaç santimetre küçüldü diye, Apo da dahil bizim kuşağın tümü öldükten sonra daha uzun yıllar hayatlarını sürdürecek olan gençler kendi hayatlarından vazgeçiyorlar.
Kendilerini, kendi iradeleriyle bir “kul” haline getiriyorlar, kendi hayatlarını, kendi varlıklarını “önemsiz” buluyorlar.
Sadece bu satırları okumak bile çoğunu öfkeden delirtmeye yeter.
Onlara göre “Apo “hakkında bir söz söylenemez, Apo eleştirilemez.
“Ahmet efendi kendine gel, sen kimsin Apo hakkında konuşacak” tarzından mektupları yazmaya başlamışlardır bile.
Türkler için bu durum hiç yabancı değil.
Atatürk’le ilgili bir eleştiri yazıldığında da “Ahmet efendi kendine gel” mektuplarını Türkler yazmaya koyuluyor.
İnsanları, liderleri “tabulaştırmak” onlara tuhaf gelmiyor.
Şimdi Apo’nun hücresinin on beş santim küçülmesi nedeniyle gençlerin ölmesini anlamsız bulan birçok Türk, Anıtkabir’in dış bahçe duvarı on beş santim içeri çekilsin dendiğinde buna karşı çıkmak için ölmeye razı olur.
Hele o duvarı on beş santim geri çekecek olan Kürtler olursa, aynı bugün sokaklara fırlayan Kürt gençler gibi Türk gençler de sokaklara fırlar.
Birbirlerine inanılmaz derecede benziyorlar.
Zaten tehlikeli olan da bu benzerlikleri.
Üstelik benzerlikleri bu kadar da değil.
Türk ordusunu eleştirdiğimizde “sen hainsin” diye ayağa kalkan Türk gençleri gibi PKK’yı eleştiren biri olduğunda “hain” diye bağıran çok Kürt genci var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.