1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:39
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 21.11.2008
Ahmet Altan
Önemli ve değerli
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli Ahmet Altan - Önemli ve değerli
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Biz Turgut Özal örneğini sık sık hatırlayacağız herhalde.
Özal, cumhurbaşkanıyken, “federasyonu da konuşabilmeliyiz” demişti.
Kendisine karşı çok ciddi bir yıpratma kampanyası olmasına rağmen böyle cesurca konuşurdu.
Biliyorsunuz politikacılar genellikle “çok akıllıdırlar” ve neyin, ne zaman söyleneceğini bilirler, genellikle de söylenecek lafların söylenme zamanı hiç gelmez onlar için.
Özal söylerdi.
Bütün hatalarına rağmen hâlâ adı en çok anılan lider olmasını da belki buna borçlu.
Üstelik de öldüğünde halk hiçbir zorlama olmadan akın akın onun cenazesine koşmuştu.
Halk sevmişti onu.
Kızanları çoktu ama sevenleri daha çoktu.
Bugün, onun bir zamanlar oturduğu koltukta Abdullah Gül oturuyor.
Ve, Cumhurbaşkanı Gül, “düşünüyorum ama söyleyemiyorum” diyor.
Neden söyleyemiyor?
Çekindiği bir şey var.
Cumhurbaşkanının bile çekinmesine yol açan “güç” ne?
Eğer “halkın tepkisinden çekiniyor” diyorsanız, daha önce Özal’ın “federasyonu bile tartışabilmeliyiz” dediğini bir daha hatırlatırım size.
Halkın onu nasıl büyük bir sevgiyle uğurladığını da.
Bakın, ben bunca yıldır bu ülkede yazı yazıyorum.
Bir tek şey öğrendim.
Fikriniz ne olursa olsun, bunu “samimiyetle” söylediğinize inandıkları sürece bu ülkenin insanları söylediklerinize kulak verir.
Önemli olan, sözlerinizin “kişisel çıkarınızla” bir ilgisi olmadığına inanmalarıdır.
Samimi olduğunuz sürece bu toplum, size kızsa bile sizi sahiplenir.
Politikada, Gül’ün oturduğu makamın ötesi yok.
Yükselebileceği en yüksek politik mertebeye yükseldi.
Çetin Altan, bu ülkede bazı insanların “önemli”, bazı insanların da “değerli” olduğunu yazar.
Cumhurbaşkanı Gül, önemli biri.
“Değerli” biri mi?
Her insan gibi o da kendi değerini kendi belirleyecek.
Doğru çözümleri düşünür ve düşündüklerini söyleme cesaretini gösterirse “değerli” biri olur.
Bunu yapamazsa, “önemli” biri olarak kalır.
Birçok politikacıya “önemli” olmak yetiyor, önemli biri olmak için uğraşıyorlar.
“Değerli” olmak pek azının bildiği bir ölçü.
Bazıları sadece o “anı” görüyor ve o anda “önemli” olmak istiyor.
“Daha sonrasına”, tarihe kalmaya, unutulmamaya aldırmıyor.
Abdullah Gül nasıl biri, nasıl bir amacı var, önemli olmak ya da değerli olmak gibi ölçüler bulunuyor mu zihninde, değerli olmak istiyor mu, tarihe geçmek gibi bir ihtiras barındırıyor mu ruhunda bilmiyorum.
Ama “düşündüklerini” söylemekten korkarak değerli bir lider olamayacağı açık.
Konuşmasına baktığınızda “olumlu” bir şeyler söylemeye çalıştığını göreceksiniz ama insanda “niye bu kadar korkuyorsun” deme isteği de uyandırıyor.
O makama, çok “cesur” bir hamleyle oturmuştu, Çankaya için gösterdiği cesareti ve arzuyu, ülkenin sorunlarını çözmekte gösterememesi aslında üzücü.
Henüz “önemli bir politikacı” olmaktan öteye geçememiş anlaşılan.
Bir gün geçer mi, onu da bilmiyorum.
İki şeyi hiç anlamıyorum.
Bütün hayatlarını, hayatları boyunca harcayamayacakları parayı kazanmak için harcayan zenginlerin, o paraları kazandıktan sonra inanılmaz derecede ödlekleşmelerini...
Bir de, bir makama geçmek için bazen hayatlarını bile tehlikeye atan politikacıların, o makama ulaştıktan sonra ellerindeki bütün güce ve iktidara rağmen ürkekleşip, tavşanlaşmalarını.
O kadar korkacak olduktan sonra o parayla, o iktidarı ne yapacaksınız?
Ne işinize yarayacak onlar?
Parasız ve makamsız insanlar kadar bile cesur olamayacaksanız, o parayla, o iktidarı niye istiyorsunuz?
Vardır herhalde kendilerine göre bir cevapları ama ben onun ne olduğunu bilmiyorum.
Bana biraz tuhaf ve acıklı gözüküyorlar sadece.
Bazen onların başını okşayıp, “korkma be çocuğum” demek istiyorum, “ölümden öte köy yok.”
Ama onların derdi baş okşamayla geçecek bir dert değil.
Tabii, asıl soru onların korkaklığından ziyade, onları kimin böylesine korkuttuğu.
Burası nasıl bir ülke ki Cumhurbaşkanı korkar, Başbakanı korkar, Anayasa Mahkemesi Başkanı korkar, muhalefet lideri korkar?
Deniz Baykal mesela beni çok şaşırttı.
Çarşaflı kadınlarla sarıldı, onlara partisinin rozetini taktı.
Çok da iyi yaptı.
Demek ki türbanlılardan, başörtülülerden, çarşaflılardan korkmuyor.
Peki, neden onların üniversiteye girmesine böylesine sert karşı çıktı?
Birçok yazarın sorduğu gibi, “CHP’ye girebileceğine inandığı insanların üniversiteye giremeyeceğine” nasıl karar verdi?
“Türban” kavgasında, büyük bir korku ve dehşetle konuşup başörtüsüne karşı çıkıyordu, başörtülülerin kendisinden korkmadığına göre “başka bir şeyden” korkup da öyle davranmış olmalı?
Neydi onu korkutan?
Eğer biri o gün onu korkutmamış olsaydı, bugün türban diye bir sorun, “anayasa değişemez” diye bir yasak olmayacaktı.
Ama korkuyor bunlar.
Çok “önemli” insanımız var ama hepsi ürkek.
Bir gün “değerli” olmak diye de bir ölçü olduğunu kavradıklarında belki korkularının üstesinden gelirler.
Ya da gerçekten “değerli” birileri çıkar bu toplumun içinden.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Önemli ve değerli - Ahmet Altan
03.09.2010 06:39:43