1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 04:04
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 05.07.2008
Ahmet Altan
Peki, bu yasa ne Savci Bey?
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey? Ahmet Altan - Peki, bu yasa ne Savci Bey?
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Onlara göre Türkiye öyle bir ülke ki eger insanligin ortak degerlerini bu ülkede kabul edersek memleket darmadagin olacak. Insan haklarini kabul etmeyecegiz. Demokrasiyi kabul etmeyecegiz. Hukuku kabul etmeyecegiz. Bunlar toplumun sagligina zararli. Üstelik, “bunlar bize zararli” diyenler “bizim memleketin bünyesi garip mi acaba” diye sormayi da düsünmüyorlar. Dogrudan bu “degerlerden” kuskulaniyorlar. Halk, taleplerini gittikçe daha gür ve daha kararli bir sekilde söylediginden, rahatsizliklari da artiyor. Tabii kendi mantiklarinin o dar sinirlari içinde kaçinilmaz olarak duvara dayanip sonunda “halk dogruyu nereden bilecek” demeye basliyorlar. Mümkün olsa “halki” tutuklayip sesini kesecekler ama o kadar büyük hapishaneleri yok. Iste “darbe” de akillarina o zaman geliyor. Halki susturabilmelerinin tek yolu darbe çünkü. Simdi de “halki” darbenin iyi bir sey olduguna ikna edebilmek için kivraniyorlar. Zor durumdalar anlayacaginiz. Halk sesini yükselttikçe onlar zora giriyor. “Insan yemenin” kötü bir sey oldugunu kabul etmek bir yamyam kabilesi için ne kadar sarsiciysa, bunlar için de hukuku ve demokrasiyi kabul etmek o kadar sarsici. Üstelik bunlar bir de kurbanin “ye beni” diye yalvarmasini istiyorlar. Eger bu darbe medyasini okursaniz, halka bunu önerdiklerini görürsünüz. “Hadi sizi yememiz için bize yalvarin.” Halksiz bir yönetim için halkin onayini alabilmek amaciyla bütün gerçekleri saptiriyorlar. Ama istedikleri sonuca ulasmalari mümkün degil. Bu ülke onlar ne yaparlarsa yapsinlar, ne söylerlerse söylesinler sonunda hukukun ve demokrasinin kabul edildigi bir ülke olacak. Bunu önleyemeyeceklerinden, bu sonucu geciktirmeye ugrasiyorlar. Siginabilecekleri tek yer de “hukuksuzluk”. Hukuksuzlugu da hukukçular eliyle saglamaya çabaliyorlar. Dün bütün gün gazeteci arkadaslarimizin Taraf’in kapisinda nöbet tutmasina yol açan askerî savcinin bize gönderdigi tehditkâr yazi da bu hukuksuzlugun örnegi. Tam neyi istedigini bile söyleyemeden bir seyler isteyen savcinin, “belgeleri vermezseniz gelir el koyariz” üslubundaki yazisina buldugu hukuki dayanak “askerî savci herkesten sorusturmaya iliskin her türlü belgeyi isteyebilir” diyen yasa maddesi. Böyle garip bir madde yazilmis. Evet ama bir baska yasada bir baska madde daha var. Basin Yasasi’nin 12. maddesi bu. “Süreli yayin sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarini açiklamaya ve bu konuda taniklik yapmaya zorlanamaz,” diyor bu madde. “Askerî savci her türlü belgeyi isteyebilir” diyen madde var. “Gazeteciler kimseye belge vermek zorunda degildir” diyen madde de var. Simdi ne olacak. Savci, Basin Yasasi’na hiç bakti mi acaba? Biz gazeteciyiz, bizim durumumuzu belirleyen de bize ait yasa. Bunu mizikçilik yapmak için söylemiyorum. Daglica belgelerini teslim edecegimizi söyledik, sözümüzden dönmeyiz. Ama savcinin isi “ifsa edilmemis belgeleri de, diger belgeleri de istiyorum” diye uzatmasi halinde biz ona 12. maddeyi gösteririz. Zaten “ifsa edilmemis belgeyle, diger belgelerin” ne oldugunu bile anlamadik. Ne demek “ifsa edilmemis” belge? Bunun ne oldugunu biliyorsa savci söylesin. “Ne oldugunu söylemem, oraya gelir zorla her seyi alirim” diyorsa... Yasayi çignemeye de hazir olsun. Eger “yasayi da zorla çigniyorum” derse, kendi bilir. Bu ülkede, yasalari çigneyen herkesin yargilanabilecegini gösteren isaretlerin belirdigi günlerdeyiz. Yasayi çigneyen bedelini öder. Bu ülkenin hukuku yoksa da, hukuk isteyen bir halki var. O halk buraya hukuku getirecek. Insanligin ortak degerleri bu ülkede de geçerli olacak. Bu halk bunu hak ediyor çünkü. Hak ettigini de biliyor. Sesini çikarmaya da kararli. Ve, artik o halkin, sesini duyurabilecegi bir medyasi var. Biz hukuksuzluklar karsisinda gerilemeyiz. Makami, unvani, gücü ne olursa olsun, kimsenin de hukuku çignemesine sessizce katlanmayiz. Burasi bir yamyam kabilesi degil... Buranin insanlari da “beni ye” diye yalvaracak akilsiz kurbanlar degil. Artik bu ülkede, buranin kaderini belirlemede kararli bir halkin yasadigini “yamyamlik propagandalari” yapan medya da anlayacak. Darbeye arka çikan siyasetçiler de anlayacak. Hukuka aldirmayan hukukçular da anlayacak. Bunun anlasilmasinda küçücük bir payimiz olursa bundan sevinç duyariz. Biz bu halkla birlikte yürüyoruz. Bundan sonra, bu halka karsi yürüyenler düsünsün.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Evet - 10.09.2010
  2. Bayram ve operasyon - 09.09.2010
  3. Her sahtekârlık mubah mı - 08.09.2010
  4. Darbecileri seven yargı - 07.09.2010
  5. Pide - 05.09.2010
  6. Diyarbakır’da bir başbakan... - 04.09.2010
  7. İki tür... - 03.09.2010
  8. Başörtüsü - 02.09.2010
  9. Mantık - 01.09.2010
  10. Aleviler - 31.08.2010
  11. Yargısız - 29.08.2010
  12. Çatlarken - 28.08.2010
  13. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  14. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  15. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Peki, bu yasa ne Savci Bey? - Ahmet Altan
11.09.2010 04:04:22