Onlara göre Türkiye öyle bir ülke ki eger insanligin ortak degerlerini bu ülkede kabul edersek memleket darmadagin olacak.
Insan haklarini kabul etmeyecegiz.
Demokrasiyi kabul etmeyecegiz.
Hukuku kabul etmeyecegiz.
Bunlar toplumun sagligina zararli.
Üstelik, “bunlar bize zararli” diyenler “bizim memleketin bünyesi garip mi acaba” diye sormayi da düsünmüyorlar.
Dogrudan bu “degerlerden” kuskulaniyorlar.
Halk, taleplerini gittikçe daha gür ve daha kararli bir sekilde söylediginden, rahatsizliklari da artiyor.
Tabii kendi mantiklarinin o dar sinirlari içinde kaçinilmaz olarak duvara dayanip sonunda “halk dogruyu nereden bilecek” demeye basliyorlar.
Mümkün olsa “halki” tutuklayip sesini kesecekler ama o kadar büyük hapishaneleri yok.
Iste “darbe” de akillarina o zaman geliyor.
Halki susturabilmelerinin tek yolu darbe çünkü.
Simdi de “halki” darbenin iyi bir sey olduguna ikna edebilmek için kivraniyorlar.
Zor durumdalar anlayacaginiz.
Halk sesini yükselttikçe onlar zora giriyor.
“Insan yemenin” kötü bir sey oldugunu kabul etmek bir yamyam kabilesi için ne kadar sarsiciysa, bunlar için de hukuku ve demokrasiyi kabul etmek o kadar sarsici.
Üstelik bunlar bir de kurbanin “ye beni” diye yalvarmasini istiyorlar.
Eger bu darbe medyasini okursaniz, halka bunu önerdiklerini görürsünüz.
“Hadi sizi yememiz için bize yalvarin.”
Halksiz bir yönetim için halkin onayini alabilmek amaciyla bütün gerçekleri saptiriyorlar.
Ama istedikleri sonuca ulasmalari mümkün degil.
Bu ülke onlar ne yaparlarsa yapsinlar, ne söylerlerse söylesinler sonunda hukukun ve demokrasinin kabul edildigi bir ülke olacak.
Bunu önleyemeyeceklerinden, bu sonucu geciktirmeye ugrasiyorlar.
Siginabilecekleri tek yer de “hukuksuzluk”.
Hukuksuzlugu da hukukçular eliyle saglamaya çabaliyorlar.
Dün bütün gün gazeteci arkadaslarimizin Taraf’in kapisinda nöbet tutmasina yol açan askerî savcinin bize gönderdigi tehditkâr yazi da bu hukuksuzlugun örnegi.
Tam neyi istedigini bile söyleyemeden bir seyler isteyen savcinin, “belgeleri vermezseniz gelir el koyariz” üslubundaki yazisina buldugu hukuki dayanak “askerî savci herkesten sorusturmaya iliskin her türlü belgeyi isteyebilir” diyen yasa maddesi.
Böyle garip bir madde yazilmis.
Evet ama bir baska yasada bir baska madde daha var.
Basin Yasasi’nin 12. maddesi bu.
“Süreli yayin sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarini açiklamaya ve bu konuda taniklik yapmaya zorlanamaz,” diyor bu madde.
“Askerî savci her türlü belgeyi isteyebilir” diyen madde var.
“Gazeteciler kimseye belge vermek zorunda degildir” diyen madde de var.
Simdi ne olacak.
Savci, Basin Yasasi’na hiç bakti mi acaba?
Biz gazeteciyiz, bizim durumumuzu belirleyen de bize ait yasa.
Bunu mizikçilik yapmak için söylemiyorum.
Daglica belgelerini teslim edecegimizi söyledik, sözümüzden dönmeyiz.
Ama savcinin isi “ifsa edilmemis belgeleri de, diger belgeleri de istiyorum” diye uzatmasi halinde biz ona 12. maddeyi gösteririz.
Zaten “ifsa edilmemis belgeyle, diger belgelerin” ne oldugunu bile anlamadik.
Ne demek “ifsa edilmemis” belge?
Bunun ne oldugunu biliyorsa savci söylesin.
“Ne oldugunu söylemem, oraya gelir zorla her seyi alirim” diyorsa...
Yasayi çignemeye de hazir olsun.
Eger “yasayi da zorla çigniyorum” derse, kendi bilir.
Bu ülkede, yasalari çigneyen herkesin yargilanabilecegini gösteren isaretlerin belirdigi günlerdeyiz.
Yasayi çigneyen bedelini öder.
Bu ülkenin hukuku yoksa da, hukuk isteyen bir halki var.
O halk buraya hukuku getirecek.
Insanligin ortak degerleri bu ülkede de geçerli olacak.
Bu halk bunu hak ediyor çünkü.
Hak ettigini de biliyor.
Sesini çikarmaya da kararli.
Ve, artik o halkin, sesini duyurabilecegi bir medyasi var.
Biz hukuksuzluklar karsisinda gerilemeyiz.
Makami, unvani, gücü ne olursa olsun, kimsenin de hukuku çignemesine sessizce katlanmayiz.
Burasi bir yamyam kabilesi degil...
Buranin insanlari da “beni ye” diye yalvaracak akilsiz kurbanlar degil.
Artik bu ülkede, buranin kaderini belirlemede kararli bir halkin yasadigini “yamyamlik propagandalari” yapan medya da anlayacak.
Darbeye arka çikan siyasetçiler de anlayacak.
Hukuka aldirmayan hukukçular da anlayacak.
Bunun anlasilmasinda küçücük bir payimiz olursa bundan sevinç duyariz.
Biz bu halkla birlikte yürüyoruz.
Bundan sonra, bu halka karsi yürüyenler düsünsün.
|