Yeryüzünde rüzgâr olmasaydı, yelkenliler olmazdı.
Yeryüzünde değişim olmasaydı, politika olmazdı.
İkisi de varlıklarını, hızlarını, güçlerini, kendilerinden başka bir şeye borçludurlar.
İkisini de “başarılı” kılacak olan, yelkenlinin rüzgâra, politikacının değişime göstereceği uyumdur.
Ama bir yelkenli yarışında rüzgârı değil yelkenlileri izlersiniz, bir politik yarışta da değişime değil politikacılara bakarsınız, an gelir rüzgârı da değişimi de unutur kendinizi sadece seyrettiğinize kaptırırsınız.
Hiçbir yelkenli, rüzgârı kendisinin yarattığı gibi yanılgıya kapılmaz ama politikacılar bir zaman sonra biraz da seyircilerin alkışlarıyla değişimi kendilerinin yarattığını sanmaya başlarlar.
Yarattığını, kontrol edersin.
Politikacılar da değişimi yarattıklarına inanmaya başladıklarında, değişimi kontrol etmek, değişimin ritmini ayarlamak sevdasına düşerler.
Bu, ciddi ve tehlikeli bir hatadır.
Türkiye değişiyor, toplumsal yapısı sarsılıyor, sahte bir yapıyı ayakta tutan zorbalık kırılıyor, toplum devletten daha güçlü hale geliyor ve bu gücüyle devleti yeniden yoğurup ona yeni bir biçim veriyor.
Bu ülkeyi, toplumun bu büyük rüzgârı değiştiriyor.
Yaşadığımız toplumun rüzgârını yelkenlerimize doldurmamıza yardım eden, dümeni doğru tutan, yelkenleri elverişli açılara ayarlayan da sekiz yıldır iktidarda bulunan AKP ve Başbakan Erdoğan.
Çok tehlikelerden geçtik, çok badireler atlattık.
Zaman zaman ciddi sarsıntılar yaşasak da yelkenlimiz hep ilerledi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.