Türkiye’nin gerçek yüzünü görmek için medyanın hangi konularda sessiz kaldığına bakmak gerekir.
“Hastalık” medyanın bu “sessiz” bölgelerinde saklı çünkü.
Bugün gazetesi son zamanların en büyük haberlerinden birini yakaladı.
Bir üsteğmenin bir PKK birliğini korumak için komutanını arayarak, “o birliği gözetleyen Heron’un düşürülmesini” istediğini ortaya çıkardı.
Bir iki gazetedeki küçük haber dışında medya bu skandalı tam bir sessizlikle karşıladı.
Televizyonlar tek kelime söz etmedi bundan.
Kendilerine “merkez medya” diyenler tümüyle sustu.
Hükümet, sanki olay başka bir ülkede geçiyormuş gibi başını öte yana çevirdi.
Olayın doğrudan muhatabı olan Genelkurmay tek satırlık bir açıklama yapmadı.
Ve, bu sessizliğe Kürt medyası da katıldı.
Ordu ile PKK “düşman”, merkez medya ile Kürt medyası da “düşman” ama sessizlikleri ortak.
Bir de bana tehdit mektupları yazan Türk ve Kürt milliyetçilerin öfkesi ortak.
Ortada ancak “fantastik” filmlerde görülebilecek türden bir tuhaflık var ama kimse bunun ortaya çıkmasını istemiyor.
Niye herkes sessiz?
Niye “düşman” görünen herkes bu meselenin altındaki gerçeğin ortaya çıkmamasında hemfikir?
Ortadaki bu büyük sessizliğe rağmen dün Ankara temsilcimiz Lale Kemal’in ulaştığı Savunma Bakanı Vecdi Gönül, biraz utangaçça da olsa olayın doğruluğunu kabul etti.
Soruşturmanın yeniden başlatıldığını açıkladı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.