Güçlülük ve güçsüzlük, duruma göre değişebilen kavramlar.
Bir boks şampiyonuyla kıyaslandığında
“güçsüz” olan biri, bir çocuk karşısında güçlüdür.
Eğer ölçünüz
“güçsüzü” güçlüye karşı korumaksa, şampiyon karşısında savunacağınız adama, o adam küçük bir çocuğu dövmeye kalktığında karşı çıkarsınız.
Mazlumiyet de böyle değişken bir kavramdır.
Kendisinden güçlünün karşısında mazlum olan, kendisinden güçsüz olana karşı zalim rolünü üstlenebilir.
Bu değişken rollerin arasında dolaşırken kimi ve neyi savunacağımızı vicdanımızın ölçüleri belirler.
O ölçü de, güçlüyle güçsüzün arasındaki ilişkide ortaya çıkar.
Vicdanını, ideolojisinin, davasının, mücadelesinin, inancının altına gömen insanlar vardır.
Ben onlardan değilim.
Yaşadığım sürece de onlardan biri olmayacağım.
Ben, güçlü olanın güçsüz olanı, silahlı olanın silahsız olanı ezmesinden nefret edenlerdenim.
Amaçları, niyetleri, ideolojileri, mücadeleleri, davaları, inançları ne olursa olsun, biri kendinden güçsüz olanı ezmeye, silahı olan silahını silahsız olana doğrultmaya başladı mı benim lügatimde
“zalim” etiketini hak eder.
PKK, mazlum Kürtlerin hareketi olarak ortaya çıktı.
Ama bu gerçek, PKK’nın zalimleştiği gerçeğini değiştirmiyor.
PKK’lılar gidip Hazro’nun AKP’li Belediye Başkanı’nın oğlunu kaçırdılar.
Belediye Başkanı AKP’den istifa etti.
Ve BDP’ye geçmek istediğini açıkladı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.