1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 01.10.2008
Ahmet Altan
Siyaset ve ahmaklık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık Ahmet Altan - Siyaset ve ahmaklık
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken, “neden son otuz yıldaki ahmakça tartışmalar diye bir dizi yapmıyorsunuz” dedi.

“İyi fikir” dedim ama sonra bunun çok uzun bir dizi olabileceğini düşündüm.

Türkiye de dünyayla birlikte hızlı bir değişimden geçiyor ve bu arada pek zekice olmayan korkulara tutsak düşüyor sık sık.

Ben bu ülkede haftalarca “çikita muz ithal edersek ülke batar” tartışması yapıldığını hatırlıyorum.

Dışardan “muz alırsak” ülkenin batacağına ciddiyetle inanan çok kelli felli adam vardı bu ülkede.

Bir kısmı hâlâ yazı yazıyor.

“Serbest kura” geçersek batacağımızı söyleyenler de çok oldu.

Ama işin asıl tuhaf yanı ne, biliyor musunuz?

Bu ülkede değişime karşı çıkanların genellikle kendilerini “ilerici” olarak gören insanlar olması.

“Halkımız tutucudur” diye sık tekrarlanan bir söz duyarsınız.

Gerçekten halkımız tutucu mu?

Çok emin değilim bundan.

Çünkü kim “değişimden” söz etse oy patlaması yaşıyor.

Turgut Özal, bu ülkedeki en ciddi devrimleri gerçekleştiren liderlerden biriydi.

Halktan çok ciddi bir destek buldu.

İlerici olduklarını söyleyenlerin çoğu Özal’a karşıydı.

Bilmem hatırlar mısınız ama eğer Özal olmasaydı siz şimdi cep telefonu kullanamayacaktınız.

Çünkü “telsiz kullanma yasağı” bulunuyordu bu ülkede.

“İlerici” olduğunu sananlar Özal’ın “sistemi değiştirmek” için yaptıklarını değil, onun “dindar” yanını görüyorlardı.

Ve, onun dindarlığına karşı çıkarken yaptığı her şeye de karşı çıkıyorlardı.

Aynı zamanda “halife” olan padişahları deviren Cumhuriyet, kendi iktidarını pekiştirmek için öylesine “laiklik” vurgusu yapan bir propagandayla doldurmuştu ki hayatı, bütün ilericilik-gericilik ölçüleri de “din ekseninde” oluşmuştu.

Hisse senedi çıkarmak konusunda hiç bir fikri olmayan bir partinin o zamanki başkanı “ben köprüyü” sattırmam diye bağırırken “ilerici” diye niteleniyor, serbest piyasanın temellerini atarak ekonomideki devlet sultasına son vermeye hazırlanan Özal ise “gerici” kabul ediliyordu.

“Gerici” Özal Türkiye’yi dünyayla bütünleştirmeye uğraşıyor...

“İlerici” partiler sıkı sıkıya bir kapalılığı savunuyorlardı.

“Gerici” Özal halkın egemenliğini pekiştirmeye çalışırken...

“İlericiler” devletin baskıcı iktidarını korumaya çabalıyorlardı.

Bunları o zamanlar bıktırıcı bir biçimde tartıştı insanlar.

Bugün Özal’ın yaptıklarının kötü olduğunu söyleyen çok fazla insana rastlamazsınız.

“Cep telefonu olmasaydı, serbest kur olmasaydı, serbest piyasa olmasaydı, ithalatın ve ihracatın kapıları açılmasaydı, özelleştirmeler olmasaydı” diyen pek çıkmaz.

Siz, bir de bunlar yapılırken söylenenleri duysaydınız.

Ne canhıraş kavgalar verildi.

Bugün bütün şehirlerde çim sahaların olması, sinemalarda yeni filmlerin dünyayla aynı anda oynatılması bile o dönemde alınan kararlarla oldu.

Bütün futbol maçları yamru yumru toprak sahalarda oynanır, sinemalarda yıllarca önce çekilmiş filmler gösterilirdi.

Belki de “ahmakça tartışmalar” diye bir dizi yapmalıyız gerçekten.

Böyle bir dizi bu ülkedeki “ilericilik-gericilik” tartışmasına da ciddi bir katkı yapabilir.

Ne kadar devletçi, baskıcı, yasakçı, tutucu, dünyadan korkan insan varsa “ilerici” sanılması...

Türkiye’yi dünyayla birleştirmeye çalışanların da “gerici” kabul edilmesi bu ülkedeki entelektüel iklimin gelişmesine hep engel oldu.

Özal’ın “doğru” yaptıklarına öylesine şiddetle ve anlamsız biçimde karşı çıktı ki “ilerici” denilenler, Özal’ın “yanlış” yaptıklarına karşı çıkıldığında bunların halk üzerinde bir etkisi olmadı.

Çünkü halk neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi hayatından ölçebiliyordu.

“Dindar mı değil mi” diye değil, “benim hayatımı iyileştiriyor mu iyileştirmiyor mu” diye bakıyordu.

Bugün bu ülkedeki medyanın halk üzerinde hiçbir etkisi yoksa, bunun başlıca nedenlerinden biri o zamanki tutumlarıdır.

Sizin bütün “doğrulara” da karşı çıktığınızı gördüğünde, “yanlışa” karşı çıkmanıza da aldırmıyordu.

Aslında bugün de aynı şeyleri yaşıyoruz.

Siz, AKP, Avrupa Birliği’ne üye olmak için adımlar attığında “ilericilik” adına karşı çıkarsanız, AKP’yi Avrupa Birliği’nden ve demokrasiden uzaklaştığında değil de, ona doğru ilerlediğinde eleştirirseniz halkın güvenini kaybedersiniz.

İlericilik-gericilik tartışmasının mihenk taşı olarak AKP’li bazı belediyelerin saçma sapan “içki yasaklarını” görür de, “uyum yasalarını” desteklemezseniz, askerî muhtıralara var gücünüzle karşı çıkmazsanız, Anayasa Mahkemesi’nin hukuku çiğnemesine isyan etmezseniz, halkı ikna edemezsiniz.

Halk, neredeyse çocuksu bir istekle “değişimi” seviyor burada.

Sevmeyenler, kendilerini “ilerici” sanan ve devletin sırtından var olmaya çalışan “elitler”.

İlerici olmak isteyen insanlar varsa bu ülkede, sadece içki yasağına karşı çıkmak yetmez ilerici olmaya, dünyaya açılmayı, demokrasiyi, hukuku da savunmaları gerekir.

Değişimleri gerçekleştiren iktidarların “dindar ve muhafazakâr” görüntülerini bahane ederek her türlü değişime karşı çıkma kurnazlığının da bir sonu var çünkü.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Siyaset ve ahmaklık - Ahmet Altan
03.09.2010 06:30:23