Önce şu “KCK muhtırası” konusunda söyleyeceğimi söyleyeyim.
BDP Eşbaşkanı Demirtaş, “Bize öyle bir tehdit geldiğini kanıtlasınlar istifa edeyim” demiş, yetinmemiş, “Bu haberler uydurmadır” diye de eklemiş.
Aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak zorunda kalmak tuhaf aslında.
Biz Aktütün baskınının haberini ve görüntülerini yayımladığımızda, Genelkurmay, o haberin bir görüntüsünü öne alarak “Orası söyledikleri yer değil, yanlış haber veriyorlar” demişti.
Haber doğruydu, kurnazlık edip tek bir kareyle yalanlamaya çalışıyorlardı.
Demirtaş da “Bize öyle tehdit gelmedi” diyor, “BDP’ye gönderildi” demedik zaten, “KCK’nın kurum ve kuruluşlarına gönderildi” dedik.
BDP Eşbaşkanı, kesin bir şekilde “öyle bir muhtıra yok” demeliydi haberi yalanlamak için, etrafında dolaşmamalıydı.
Diyemez, o “muhtıra” var çünkü, on gün kadar önce gönderildi.
O haberi muhabirimiz “içerden” aldı, aynen KCK’nın bugün “bu haber nasıl sızdı” diye araştırmaya başladığının haberini de “içerden” aldığı gibi.
Bize asker haberleri hep “içerden” geldi çünkü bir örgüt hatalar yapmaya başladığında onun içinde bu durumdan hoşlanmayan, örgütünün yolunu düzeltmesini isteyen insanlar çıkar.
PKK, çok ciddi hatalar yapıyor ve anlaşılan kendi içinde de tartışmalar var.
Siz seçimlerden bir hafta önce, o seçimlerde yüzde elli oy alacak AKP için “çöküyor” diye analiz yapıp, stratejinizi bu analiz üzerine bina ederseniz hatalar yapmanız kaçınılmazdır zaten.
PKK yanlış analizler üzerine yanlış stratejiler bina etti, “AKP’nin çökeceğini, Kürt halkının ayaklanacağını” düşündü, AKP’nin çökmediğini görmesine rağmen kendi analizinden kuşkulanmak yerine şiddeti tırmandırarak kendini bir çıkmaza soktu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.