Ben size o eski, bildik fıkrayı anlatayım önce.
Temel, demiryollarına makasçı olmak için sınava girmiş.
Sormuşlar:
“Karşılıklı iki tren geliyor, ne yaparsın?”
“Makas değiştirim.”
“Makas bozuk.”
“Çan çalarım.”
“Duymuyorlar.”
“Kırmızı bayrak sallarım.”
“Görmüyorlar.”
“Fadime’yi çağırırım.”
İmtihan heyeti şaşırmış.
“Fadime makasçılıktan anlıyor mu?”
“Yoo ama madem trenler çarpışacak o da seyretsin.”
Bana öyle geliyor ki Fadime’yi çağırma zamanı yaklaşıyor.
Çünkü hepimiz zavallı Temel vaziyetinde “karşılıklı” gelen iki tren çarpışmadan yapılacakları yapmaya uğraşıyoruz ama makas çalışmıyor, çan duyulmuyor, uyarı bayrakları görülmüyor...
Öyle bir çarpışma olacak ki memleket sallanacak.
Benim anlayabildiğim kadarıyla şu anda yeni bir anayasayla Kürtlerin haklarının tanınması, “demokratik özerkliğin” yerel yönetimler reformuyla sağlanması, anadilde eğitime başlanması sorunu çözmeye yetmeyecek.
PKK, bütün bu sorunların siyasi arenadaki görüşmelerin sonunda anayasayla çözümlenmesini değil, kendisiyle yapılacak bir “anlaşmayla” sağlanmasını ve kendisine bazı bölgelerde “yönetim hakkının” verilmesini istiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.