Ortalık çok karışık ama mesele çok karışık değil.
Bütün hayatımızı ve geleceğimizi tek bir soruya vereceğimiz cevap belirleyecek.
Kürt meselesi siyasetle mi çözülür, silahla mı?
Ben, bu sorunun siyasetle çözüleceğine inananlardanım.
Ne PKK’nın gidip Çukurca’da askerleri öldürmesi bu meseleyi çözer, ne uçakların Kandil’i bombalaması.
İki taraf da bu yolu çok denedi.
Bu yol bir yere çıkmadı, bir duvarın dibinde binlerce ölüyle kalakaldık.
Bundan sonra da olacak olan budur.
Sadece ölümler daha fazla olur, daha fazla kan dökülür, şiddet ve savaş daha yaygın
yaşanır, Türk’ü de Kürt’ü de ölüm korkusunu daha fazla hisseder.
Ne PKK orduyu yenebilir, ne ordu PKK’yı.
Saldırıları şiddetlendiren PKK yönetimi yanlış hesap yapıyor.
Amaçları her neyse ona silahla ulaşmaları mümkün değil.
Bunu söyleyince PKK taraftarları kızıyorlar biliyorum ama kimin haklı olduğunu nasıl olsa yaşayanlar görecek.
Bir dahaki sene bu zamanlar, hayatta olanlar, bu son saldırılardan geriye ne kaldı, bakıp, bir karar verebilirler.
Bir sene yetmezse iki sene sonra aynı şeyi yapabilirler.
Bu hesaplaşmayı yapacak cesareti kendi içlerinde gösterebilirlerse, bu süre içinde ölecek olan insanları da düşünsünler.
Eğer hükümet, sadece askerî operasyonlarla bu işi çözümleyebileceğini sanıyorsa o da yanıldığını kısa zamanda anlar.
AKP’nin Kürt meselesinde çok fazla oyalanması, son adımı bir türlü atamaması, referanduma bu halkın kendisine açtığı büyük krediyi, inanılmaz bir basiretsizlikle genel seçimlerde ulusalcı bir dille harcaması, savaş isteyenlere büyük olanaklar yarattı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.