“Bir toplumda en önemli şey nedir,” derseniz, “insan malzemesi” derim.
Bir toplumda en zor değişen şey nedir derseniz, cevabım gene aynı olur.
“İnsan malzemesi.”
Bir toplumun omurgasını, o toplumun insanlarının içinde yetiştiği kültür, gelenekler, o insanların sahip olduğu değerler, alışkanlıklar, “ayıp” duygusu, utanma nedenleri, itiraz etme gücü sağlayan ortak güven, düşünce özgürlüğü ve tek başına var olabilme kudreti oluşturur bence.
Sadece, bir toplumda insanların neden “utandığını” ve neden “utanmadığını” incelemeniz bile yeter o toplumun röntgenini çekmeye.
Bizde bir “merkez medya” vardı biliyorsunuz, kolu kanadı kırılmış bir biçimde hâlâ da var.
Bu medya, asla ordu aleyhine, generaller aleyhine haber yapmazdı.
Paşaları asla eleştirmezdi.
Askerin hata yapabileceklerini asla kabul etmezdi.
Genelkurmay’la ilgili belgeleri asla yayınlamazdı.
Ordunun darbeciliğini, en çok medyanın bu yardakçılığı besledi.
Eleştirilmeyeceğini, deşifre olmayacağını bilmek, generallerin cüretini arttırdı.
O medyanın yöneticileri, orduya yaltaklanmaktan hiç utanmadılar.
Bunu bir ayıp olarak görmediler.
Askerî vesayete karşı direnecek bir güce ve güvene hiç sahip olmadılar.
Neredeyse bütün Cumhuriyet tarihimiz, medyanın bu teslimiyetçiliğiyle geçti.
Şimdi yeni bir dönem yaşıyoruz.
Askerî vesayet geriletildi.
Halk iradesi siyasete yansıyor.
İktidarda güçlü bir parti var.
Aynen Genelkurmay’ın çevresinde kümelenen “eski merkez medya” gibi “yeni merkez medya” da bu iktidarın etrafında kümeleniyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.