İnsanın doğru bir yolda ilerleyip ilerlemediğini arada sırada kontrol etmesi gerekir.
Başkalarını bilmiyorum ama benim bu konuda bir ölçüm vardır.
Eğer tartıştığınız kişiler, yalandan başka bir şey söyleyemiyorlarsa, doğru yoldasınız demektir.
Ben size bir iki örnek vereyim.
Biz Ergenekon çetesiyle ilgili çeşitli belgeler yayınlıyoruz ve bu çetenin bütün bağlantılarının ortaya çıkmasını istiyoruz ya...
Bizim bu yaklaşımımıza gelen cevaplar ne?
Psikolojik savaş elemanı gibi çalışan gazetecilerin hakkımızda söyledikleri.
Bir tanesi, bizim gazetenin Zaman Gazetesi’nin matbaasında basıldığını söyledi.
Basılabilir de, neticede bir yerde bastıracağız bu gazeteyi.
Ama söylediği yalandı.
Sadece bizim gazetenin künyesine bakması yeterdi gerçeği görmesi için.
Orada yazıyor gazetenin hangi matbaada basıldığı.
Ama o yalan söylemek istiyordu ve utanmıyordu.
Bir tanesi, bu gazetenin sahibinin “çocuğunu” parasızlık yüzünden kolejden alıp devlet okuluna verdiğini yazdı... Hâlbuki gazetenin sahibi iki kardeşin de çocuğu yok.
Bir başkası, genç kuşağın en ilgi çekici edebiyatçılarından biri olan, bizim gazetenin yazarlarından Leyla İpekçi’nin “Amerika’ya Fethullah Gülen’in bursuyla” gittiğini yazdı.
İpekçi açıklama yaptı.
“Hayatımda Amerika’ya gitmedim.”
Yalanı söyleyen utandı mı?
Yoo... Zaten bu çocukların “görevli” olduklarından kuşkulanmamın nedeni bu inanılmaz arsızlıkları... Bu kadar utanmazca davranabilmek için “görevli” olmak gerekiyor bence.
Yazının devamını okumak için tıklayın.