1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:12
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 10.03.2010
Ahmet Altan
Yalanlar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar Ahmet Altan - Yalanlar
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Bu ülkede yaşayan herkesin bence her şeyden önce “kuşkuyu” öğrenmesi gerekiyor.

Buradaki bütün sistem “yalan” üzerine bina edilmiş çünkü.

İnsanlar da “yalanların doğru olduğuna” inanacakları bir eğitim sisteminden, büyük bir “beyin yıkama” ayininden geçirilmişler.

Aslında “kurulan” oyun çok basit ve basitliği ölçüsünde dâhiyane.

Bakın Türkiye’nin dünyayla çatıştığı üç temel mesele var.

Ermeni meselesi.

Kürt meselesi.

Kıbrıs meselesi.

Bizim inanıp söylediklerimizin tam tersini söylüyor bütün dünya.

Biz, “Ermenileri öldürmedik” diyoruz.

Dünya, “öldürdünüz” diyor.

Biz, “Kürtlere haksızlık yapmıyoruz” diyoruz.

Dünya, “yapıyorsunuz” diyor.

Biz, “Kıbrıs’ta haklıyız” diyoruz.

Dünya, “haksızsınız” diyor.

Bu konularda, tüm dünyanın karşısında yapayalnız duruyoruz.

Biz, bütün dünyanın “yalan” söylediğine inanıyoruz.

Bunun açıklamasını da, “hepsi Türklere düşman çünkü Türklerden korkuyorlar” diyerek yapıyoruz.

Dünya neden Amerika’dan, Almanya’dan, İtalya’dan, İngiltere’den, Rusya’dan, Japonya’dan korkmuyor da Türkiye’den korkuyor?

Neden bütün dünya, geçmişleri Türkiye kadar hatta belki daha kanlı olan bu ülkeler hakkında “yalan” söylemiyor da bizim hakkımızda yalan söylüyor?

Biz nasıl bir güvenle bütün dünyanın bizden korktuğuna, bizim hakkımızda yalan söylediğine, bize düşman olduğuna inanıyoruz?

Neden bu konuda hiçbir kuşkumuz yok?

Biz gerçekten Rusya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den, Almanya’dan daha güçlü ve korkutucu bir ülke miyiz?

Dünyanın, bizim söylediğimiz her şeyin tam tersini söylemesi gerçekten bizim “gücümüzden” korkmasından mı geliyor?

Peki, söylediklerinin doğru olma ihtimali hiç mi yok?

İttihatçılar, Ermenileri öldürmüş olamaz mı? İstiklal Savaşı sırasında kendilerine “eşitlik ve özerklik” sözü verilmiş Kürtlerin “eşitliğini” reddedip şu son yirmi beş yılda üç bin köyünü yakıp, on yedi bin insanını “faili meçhul” cinayetlere kurban ederek onlara haksızlık etmiş olamaz mıyız?

Bağımsız bir devlet olan Kıbrıs’ta 40 bin asker bulundurmamız, kendi Kürtlerimize bile anadilde eğitim hakkı tanımazken oradaki soydaşlarımız için “bağımsız devlet” istememiz “hakkaniyete ve dürüstlüğe” uygun mu?

Ermeni meselesinde, Kürt meselesinde, Kıbrıs meselesinde “gerçekleri” bildiğimize emin miyiz?

Bildiğimiz o “gerçekleri” hangi kaynaklardan öğrendik?

Bizim öğrendiğimiz o “gerçekler” konusunda “Türk devletinin sözleri” dışında bir kaynağa bakma hakkı bize tanındı mı?

Biz dünyanın, düşünürlerin, yazarların, aydınların görüşlerinin, geçmişe dönük belgelerin özgürce incelendiği bir ortamda mı verdik “haklı” olduğumuz kararını?

Yoksa sadece “devletin” söylediklerini mi tekrarlıyoruz?

Türkiye’de bu üç konuda hâlâ gerçeklerin açıkça, tarafsızca, bütün kaynaklardan ve belgelerden yararlanılarak tartışılması mümkün değil.

Peki, devlet neden bizim “bütün dünyayla” çatışmamızı, bütün dünyanın bize düşman olduğuna inanmamızı istiyor?

Çok basit bir cevabı var bunun.

Eğer bütün dünyanın size düşman olduğuna inanırsanız, bütün dünyanın size iftira atığına inanırsanız, bütün dünyanın sizi hedef seçip hakkınızda yalanlar uydurduğuna inanırsanız...

Korkarsınız.

Birisinin sizi korumasını istersiniz.

Sizi koruyacak olan da “devletiniz ve onun egemenleridir”, onlar tarafından korunabilmek için onların söylediğini tekrarlar, onların egemenliğini sorgulamaz, onlara sığınır, onların haksızlıkları karşısında sessiz kalmayı tercih edersiniz.

Dünyadan korktukça dünyaya düşman olur, dünyaya düşman oldukça devletinize ve efendilerinize sığınırsınız.

Dâhice kurulmuş “basit oyun” budur.

Gerçekleri araştırmadığınız, merak etmediğiniz, kuşku duymadığınız sürece kendi devletinizin yöneticilerine “esir” düşer, dünyadan uzaklaşır, yalnızlaşır ve esaretinizi gönüllü biçimde sürdürürsünüz.

Ermeni meselesini, Kürt meselesini, Kıbrıs meselesini çözmemenin bu ülkede yaşayan insanlara bir faydası yok ama buranın “efendilerine” büyük bir faydası var.

Çünkü onlar iktidarlarını bu yalanlar ve sizin “yalnızlığınız” üzerine kuruyorlar.

Esaretten sıkıldıysanız, kurtulmak istiyorsanız işe “merak ederek” ve kuşku duyarak başlayın bence. Özgürlüğünüz, bu kuşkunun sonunda olabilir.

ahmetaltan111@gmail.com

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yalanlar - Ahmet Altan
03.09.2010 05:12:42