Osman Baydemir’in “Yirmi birinci yüzyılda kurşun atmak haramdır... Batıya 24 cenaze gitti, şimdi doğuya da 24 cenaze gidecek” demesinin üzerinden daha bir gün bile geçmeden açıklama geldi ordudan.
Kırk dokuz PKK’lı öldürülmüş.
Çukurca’daki karakolda öldürülen genç askerlerle birlikte 48 saatte bu ülke 73 çocuğunu kaybetmiş oldu.
Arada PKK’nın yedi de üst düzey yöneticisi vurulmuş.
Niye yaşıyoruz biz bu acıları?
PKK yöneticileri silahla amaçlarına ulaşacaklarını sandıkları için.
Tamamen yanlış analizlerle, tamamen yanlış stratejiler kurdukları için.
Hatayı yaşlılar yapıyor, bedeli gençler ödüyor.
Yetmiş üç ölüm, dile kolay.
İnsan canını bu kadar değersiz gören hiçbir anlayış başarıya ulaşamaz bu çağda.
Müzakere masası kurulmuşken bütün bunlara gerek var mıydı?
PKK yandaşları, savaşı şiddetlendirmeyi haklı göstermek için hükümetin yanlış ya da eksik uygulamalarını, KCK operasyonlarını gösteriyor.
Bu “bahanelerin” hepsini dile getirirken şunu düşünmek zorundasınız, bu bahaneleri koyduğunuz terazinin öbür kefesinde “ölüm” duruyor.
Bu “nedenler”, gerçekten ölümle tartılacak ve ölümden ağır çekecek kadar kuvvetli nedenler mi?
Bu hataların ya da eksiklerin giderilmesi tartışarak, müzakere masasında konuşarak mümkün olmayacak mıydı?
PKK’nın şiddeti böylesine körüklemesi çözümü kolaylaştırdı mı?
Çözümü süratlendirdi mi?
Kırk sekiz saatte 73 gencin ölmesi Kürt meselesini çözdü mü?
Çözer mi?
Kürt meselesini konuşarak, anlatarak, yanlışları, eksiklikleri göstererek çözmek zorundayız.
Yazının devamını okumak için tıklayın.