Bizim bu generaller, terfiler için harcadıkları enerjilerinin onda birini askerlik için harcasalardı doğru dürüst, ciddi, saygıdeğer bir ordumuz olurdu.
Kendi mayınıyla kendi askerini havaya uçurmaya, askerlerinin ölümünü naklen seyretmeye, “baskın olacak” raporlarına aldırmamaya, dünyanın en kolay baskınına uğrayan karakollarını yapmaya, baskına gelen PKK’lıları “kaçakçı” sanmaya, kekik toplamaya çıkan köylüleri “düşman” diye öldürmeye hiç aldırmıyorlar, bu hataları düzeltmek için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar ama “terfi, tayin” dedin mi çıldırıp ortalığı kırıp döküyorlar.
Bu kadar vurdumduymaz, bu kadar bencil, bu kadar şımarık bir komuta heyetini herhalde yeryüzünün hiçbir ordusunda bulamazsınız.
Yıllarca beceriksizliklerinin, yeteneksizliklerinin, yetersizliklerinin sorgulanmamasına alışmışlar.
Zavallı köylü çocuklarının baskınlarda ölmesinin hesabını kimse sormamış.
Bunlar da askerlikle uğraşacaklarına politikayla uğraşmışlar.
Canlarının istediğini, canlarının istediği mevkilere getirmişler.
Şimdi nasıl bir ordu oldukları ortaya çıktı.
“Kendi Heron’unu düşürmek isteyen” subay mı istersin, Şemdinli’de dükkân bombalayan “iyi çocuk mu” istersin, Dörtyol’da kaos planı yapan JİTEM’ci mi istersin, kendi askerinin eline bombayı tutuşturan subay mı istersin, karakolu baskına uğrayacağı gece düğüne giden komutan mı istersin, hepsi bunlarda.
Darbe planı yapanlar, andıçlar yazanlar bunlarda.
Yazının devamını okumak için tıklayın.