Dünya, insanlık tarihinin en büyük kırılma noktasından geçiyor.
Daha önce bir benzerinin hiç görülmediği bir değişim bu.
İnsanoğlunun “bedeniyle” çalışma dönemi bitiyor.
Beş bin yıllık insanlık tarihinde ilk kez oluyor bu.
Biz beş bin yıldır “hayatı”, bedenimizle çalışma esası üzerinden anlayıp yorumluyoruz.
Bütün toplumsal analizlerimiz de bunun üzerinedir.
Köleler vardır, efendiler vardır.
İşçiler vardır, patronlar vardır.
Kölelik bitti.
Şimdi de işçilik bitiyor.
Bu, insanoğlu için tarihinin en olumlu dönüşümü aslında.
Ama “dönüşüm”ün içinde olmak büyük bir çalkantının içinde olmak demektir.
Afrika’da, kurak yerlerden yağmur alan bölgelere göç eden büyük bizon ve ceylan sürüleri vardır.
Yollarının üstündeki nehirleri geçerken bir “cehennem” yaşarlar.
Kimisi suya kapılır, kimisini timsahlar kapar, kimisi timsahlardan kaçmaya çalışırken çamurlu yamaçlarda kayıp bacağını kırar.
O nehri geçtikten sonra mümbit araziler başlayacaktır ama o nehrin içi can pazarıdır.
Biz tam o nehrin içindeyiz işte.
İşçilik bitiyor ama henüz yerine ne konulacağı bilinmiyor.
İşsizlik yeryüzünde artıyor.
“İşçilerin var olduğu” bir hayata göre eğitilmiş ve hazırlanmış insanlar, bu yeni dönemde ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Ne yapacağını bilmeyenler sadece işçiler değil.
Para sahipleri de ne yapacaklarını bilmiyorlar.
Amerika’da patlayan, oradan da dünyaya yayılan kriz, “para sahiplerinin” paralarını bu yeni çağda kullanmayı becerememesinden kaynaklandı.
“Emek” sahibi için de,”para” sahibi için de büyük bir altüst oluş bu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.