1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 03.12.2008
Ahmet Altan
Yürüyüş
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş Ahmet Altan - Yürüyüş
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Churchill, savaşın ortasında bile mutlaka bir köşeye çekilip yirmi dakika uyurmuş.
İnsanın içinde bulunduğu gerçeklerden biraz uzaklaşması gerektiğini biliyordu belki.
Kısa bir dinlenmenin iyi geleceğini.
Dün sabah kalktığımda harika bir hava vardı.
“Ben bugün gazeteye gitmeyeceğim” dedim.
Kimseyle de konuşmayacağım.
Bir durayım bakayım.
Sahile indim.
Denizin kenarında sakin, acelesiz adımlarla yürüdüm.
Ragıp Paşa’nın köşkü iyiden iyiye eskimiş.
Bir zamanların efsane köşküydü, kuleleri, çatıları, cihannümaları, cumbaları, kocaman kapıları, geniş pencerelerinden görülen merdivenleri, düzenli bahçesiyle, geçen yüzyılın büyük hırsızlıklarından süzülmüş bembeyaz masum bir gelinlik gibi yayılırdı Caddebostan kıyılarına.
Çok el değiştirdi.
Şimdi kimin elinde bilmiyorum.
Eşofmanlı yaşlı adamlar, orta yaşlı kadınlar, bebeklerini gezdiren genç anneler, spor yapan gençler dolaşıyordu etrafta.
Güneş iyiden iyiye ısıtıyordu.
Yürürken düşünüyordum.
Niye yapıyorum ben bu işi?
Ömrümün sonlarına yaklaşırken neden böyle çılgın bir kavganın içine düştüm?
Yüzlerce yıldan beri, bu topraklarda yaşayan insanları soyarlar, ezerler, öldürürler.
Bu gerçeği bir kere daha anlatabilmek için değer mi bunca çektiklerimize?
Gerçekleri söyleyen bir gazete çıkartacağız diye sabahtan akşama kadar para aramaya, o gazeteyi yaşatabilmek için bu kadar kıvranmaya değer mi?
Hem neden bize düşsün ki bu iş?
Yetmiş milyon insanız.
Onların arasından, “gerçekleri biz anlatacağız” diye çıkmak da garip bir kibir değil mi?
Parası olanlar alabildiğine korkak...
Yoksullar her kavganın kenarında seyirci...
Dost bildiklerim bile beni böğrümden vururken neden böyle bir işi yapmalıyım?
Dünyanın en güzel kentinde yaşıyorum.
Masmavi berrak bir deniz, güzel bahçeleriyle eski yalılar, sessiz bir güneş, sakin bir yeşillik, ılık bir hava...
Burada, bu sahilde, yalnız başıma yürürken iyiyim ben.
Kimseye bir şey vaat etmem.
Kimseden bir talebim yok.
Bütün hayatımı böyle yaşadım.
Şimdi neden bir gazeteyi yaşatabilmek için, bir yılda konuşmadığım kadar çok insanla bir günde konuşayım, dert anlatayım, çare arayayım?
Bu gazete olmazsa benim hayatımdan ne eksilir?
Daha huzurlu yaşarım, daha sakin yaşarım.
Zamanım bana ait olur.
Oturur, kitaplarımı yazarım.
Önümde kalan vakitte kaç kitap daha yazabileceğim?
Benim gazete yönetmek gibi bir ihtirasım hiç olmadı ki...
Kendimi bildim bileli tek istediğim oturup kitap yazmaktır.
Çekeceksem bir kitap yazmanın çilesini çekmek, mutlu olacaksam güzel bir cümle yazabilmenin mutluluğuna sahip olmak isterim.
Böyle tek başıma dolaşayım, hayallere dalayım, olmayan, yaşamayan insanlar yaratabileyim isterim.
Biliyorum çok bencilce ama kendi yarattıklarımı tanrının yarattıklarından daha çok sevdiğim zamanlar vardır.
Ben, sadece benim zihnimde dolaşan, benden başkasına görünmeyen o insanlarla mutluyum.
Kucağında kitabı, alnına kaldırdığı okuma gözlükleriyle şu bankta oturan yaşlıca erkeğin yüzündeki memnuniyet, anlatılacak bir ifade katar benim zihnime.
Yanındaki arkadaşına kederine öfke karışmış sesiyle bir şeyler söyleyen şu genç kadın, bir cümle bırakır bana.
Çimenler nasıl güzel ve ılık.
Çimenlerin üstüne uzandım.
Güneş yüzüme vuruyor.
Avuçlarımı toprağa bastırdım.
Neredeyse bir yıldan fazladır buralara gelmedim.
Yürümedim.
Toprağa uzanmadım.
Özlemişim.
Kalabalıktan, telaştan, kavgadan uzak bir gün yaşamayı özlemişim gerçekten.
Kayalıkların üstünde genç bir çift öpüşüyor.
Bir büyükanne torununun pusetini itiyor.
O pusetteki çocuk büyüdüğünde, bugün bize çok anlamlı gelen dertler, ona o kadar anlamsız görünecek ki...
O bebeğin büyüdüğünde anlamsız bulacağı işler yapmak için bir insanın ömrünün son yıllarını harcamasının bir manası var mı?
Ragıp Paşa’nın köşkü iyiden iyiye eskimiş.
Bir zamanlar neler yaşanmıştı içinde, kim bilir?
Savaşta uyuyan Churchill gibi kavgadan bir gün çaldım.
Sahilde yürüdüm.
Hayallere daldım.
Güzel sevimli bir şeytan bana, “yarın da gitme” dedi, “gel, burada gezeriz.”
“Eh,” dedim kendi kendime, “var bu şeytanın da bir bildiği.”

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Yürüyüş - Ahmet Altan
03.09.2010 06:36:49