Biz ne zaman bir gerçeği ortaya koyan belge yayınlasak, artık ezberlediğimiz bir tepkiyle karşılaşırız.
“Zamanlama manidar.”
Üç buçuk yıl içinde “manidar” olmayan bir zamana hiç rastlamadım.
Zamanın hangi anı bir “haberle” buluşsa aniden bir “mana” kazanıyor.
Artık bu bizim çocuklar için eğlence haline geldi, birisi çay ısmarladığında bile “zamanlama manidar” diye dalga geçen biri çıkıyor.
Hatta aralarından biri, “bizim logonun altındaki lafı değiştirelim, oraya zamanlama manidar yazalım” dedi.
Tamam, bu iyice matraklaşmış bir tepki haline geldi ama bu tepkinin altında bence çok ciddi toplumsal hastalıkların işaretleri de var.
Toplumun bir bilgiye ulaşması önemli gözükmüyor.
O “bilginin” siyasi sonuçları, o bilginin kendisinin taşıdığı değerin ve açığa çıkarttığı gerçeklerin önüne geçiyor.
Çünkü onlar için “gerçek” tek başına bir değer taşımıyor, o gerçeğin kimin çıkarına olduğuyla ilgileniyorlar.
Çünkü böyle bir gazeteciliğe alışmışlar, gazeteci gibi değil siyasetçi gibi davranıyorlar.
“Gerçekleri” siyasi amaçlarla saklıyorlar.
Darbe hazırlıklarını bildikleri halde yazmamışlar mesela, onun için birisi “darbenin” belgelerini yayımladığında şaşırıyorlar ve bunun “birisinin çıkarı” için yapıldığını, “zamanlamanın manidar” olduğunu düşünüyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.