Leyla Zana’nın Kürdistan’ın küçük bir köyünde yaptığı konuşma herhalde Türk-Kürt ilişkilerinin dönüm noktalarından biri olarak geçecek tarihe.
Uzun zamandan beri birçok insanın gördüğü, sezdiği ama bir türlü dile getiremediği, net bir şekilde söyleyemediği gerçeği Zana her zamanki açık sözlülüğüyle söyledi.
“Oylarınızı Kürdistan’a, barışa, kardeşliğe ve gerilla için verin” dedi.
Bu sözler, aslında bütün Kürtlerin aklının bir yerinde duran bir isteği nihayet aydınlığa çıkartıyor.
Kürtlerin yönettiği bir Kürdistan.
Geçen hafta Neşe Düzel’le yaptığı harikulade konuşmada “Kürtlerin hedefi değilse de ufku bağımsızlıktır” diyen Cihan Tuğal’ın “ufuk” olarak değerlendirdiği isteğin artık bir “hedef” haline geldiğini bu konuşmadan görüyoruz.
Önceki gün de Aysel Tuğluk, Kurtuluş Tayiz’e “Anayasal eşitlik bize yetmez, bize statü gerekir” derken aslında bunu söylüyordu herhalde.
Birçok Türk bu konuşmaya tepki gösterecektir.
Bence, nihayet gerçekleri tartışma imkânı verdiği için Zana’ya teşekkür etmeliyiz.
Çünkü bir türlü ne konuştuğumuzu, neyin müzakeresini yaptığımızı kavrayamıyorduk, şimdi herkes daha net bir şekilde tartışabilecek.
Kürtler bir bütün değil elbette, Türkler nasıl çeşitli fikirler ve çıkarlar etrafında kümelenmişse Kürtler de değişik fikirler etrafında toplanmışlar ama “özerk” ya da “bağımsız” bir Kürdistan fikri sanırım hepsinin ortak paydasını oluşturuyor.
Kürdistan’la ilgili farklı hayalleri var ama Kürdistan ortak hayalleri.
Bu aşamada sanırım “bağımsızlık” değil de “özerklik” talep ediyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.