ETA’nın silahlı faaliyetine son verdiğini açıkladığı geçen 20 ekimden bu yana terör örgütünün kendini feshetmesi ve militanları ve mahkûmlarının topluma yeniden kazandırılması (reinserción) sürecinde kayda değer bir gelişme olmadı. Bunda sürecin önce erken genel seçimler nedeniyle derin dondurucuya konulması, ardından iktidarı devralan Halkçı Parti’nin (PP) hükümet çalışmaları ve İspanya’nın ertelenemez ekonomik sorunlarına öncelik vermesi rol oynadı. Ayrıca altının çizilmesi gereken bir başka husus, Rajoy hükümetinin sosyalistlerden farklı olarak bu süreçte ETA ile teknik nitelikli bir müzakereye girilmesine soğuk bakmasıydı.
Silah bırakma karşılığında hep siyasi taleplerde bulunagelen ETA bu kez yenilgiyi kabullenmiş ve bu süreçte mahkûmlarının durumuyla (yakın cezaevlerine nakli, hasta mahkûmların affı ve Parot doktrini uygulamasına son verilmesi gibi) ilgili teknik nitelikli talepleri dillendirir olmuştu. Örgüt kendini feshetmesiyle sonuçlanacak süreçte en azından militan ve mahkûmları için bir şeyler elde etmek istiyordu. Bunun için de haliyle hükümetle diyaloga ve bir yol haritası belirlenmesine ihtiyaç duyuyordu. Ancak PP, yukarıda da belirttiğimiz gibi, seçim öncesinden bu yana “yol haritası da ne demek, örgütle müzakere edeceğimiz bir şey yok” şeklinde özetlenecek tutumunu sürdürüyor.
Rajoy hükümeti, ETA mahkûmları için örgütün istediği gibi toplu değil, birey bazında çözümden yana. Bireysel çözümse, konuyla ilgili yazımda belirttiğim gibi, sosyalistlerin ETA’nın daha silah bıraktığını açıklamasından önce başlattığı, Rajoy hükümetinin de benimsemiş olduğu bir stratejiye dayanıyor. Şiddeti lanetleyen, örgütle bağlarını kopardığını kamuoyu önünde açıklayan ve terör kurbanlarının yakınlarından özür dileyen ve onlara tazminat ödemeyi kabul eden mahkûmların ceza indirimleri alarak erken tahliyesini öngören bu stratejiye “Nanclares yolu” ile tahliye deniyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.