Dün akşamki Süper Final maçı bu sezonun tartışmasız en iyi iki takımını karşı karşıya getirdi.
Bir yanda, geçen yılki şampiyonluğu şike davası nedeniyle tartışmalı hale getirilmiş, Başkanı tutuklu yargılanan ve morali bozuk Fenerbahçe kulübünün birbirlerine kenetlenmiş, sezon boyu verdikleri onur mücadelesinden ötürü takdir edilmesi gereken oyunculardan kurulu takımı. Öte yanda, geçen sezon ligi orta sıralarda bitirdikten sonra tümüyle yenilendiği halde Fatih Terim’in sihirli değneğiyle uyum sorunu yaşamadan sezonu lider bitiren takımı Galatasaray. Süper Finale rakibinin 9 puan önünde girdiği halde şampiyonluğu bu maça kalan Galatasaray’a bir beraberlik yetiyordu dün gece. İşte belki bu nedenle bu iki takımın mücadelesinde heyecan doruğa çıktıkça futbol sıfırlandı. Galatasaray’ın hedefine ulaşmak arzusuyla rakibini, 35-40. dakikalar arasında ve ikinci yarının da kısa bir bölümünde saman alevi gibi parlayıp sönen baskısı dışında kontrol altında tuttuğunu ve çok bariz gol pozisyonları vermediğini söylemek mümkün. Fenerbahçe topla daha çok oynayan taraftı ama süre azaldıkça sakin ve sabırlı oyunu yerini kaçınılmaz olarak telaşa ve beceriksizliğe bıraktı. Dünkü maçta hakemin düdüğünü çalmasından sonra sinirle topa vurma hatasına düşen yabancı futbolcular vardı sahada. Bu acemi hareketler ne Dia’ya, ne de Ujfalusi’ye yakıştı. Ama sonuçta sinir harbi şeklinde geçen bu futbolsuz maçtan Galatasaray şampiyon olarak çıktı. Böylelikle sezonu önde bitirdikten sonra şampiyonluğu Süper Final’le yitirmemiş, bir yerde futbolun adaleti gerçekleşmiş oldu. Bize düşen de tüm Galatasaray camiasını futbol takımının bu büyük başarısından ötürü içtenlikle kutlamak oluyor kuşkusuz.
|